BİR DİLİM EKMEK
O geceyi,evet o gece benim için büyük bir hatıra, büyük bir anı sayarım
hep.Bu gün yetmişimi geçmişliğimi yaşamama rağmen,bu hal o gecenin hatırası
zihin perdem de iz bırakmış bir flim gibi bir nevi oynar durur hâlâ.Ama
insanlık bu,belki bu gibi nice olaylara ramak kalmışım,nice hadiselere şahit
olmuşum ama bu olay hala beni hem heyecanlandırır hem de gün be gün bir
.Yaşamımın içinde ki önemli anılarımdan sayarım hep.
Arkadaşım Irza ile biraz uzak bir köyde bir çift öküzün satıldığını
duymuştum.Ne bileyim ben ne adamı ne malları hatta o köyü bile doğru dürüst
bilmem ve tanımam. Ama bu sıra bizim yaşlı öküz iş göremez hale gelince
mecburen iyi bir çift öküz alma ihtiyacı olduğuna karar verip,bir nevi
sağda solda iyi bir çift öküz aramaya başlamıştık. İşte bu sırada da köyde
eşten dosttan duyduğumuz kadarıyla,köyümüze epeyce uzak olan bir köyde iyi
güzel bir çift öküzün olduğu haberini almıştık.
Hani övmek gibi olmasın,köyümüzün içinde de öküz satan nice komşularımız
vardı.Hele tekleme alıpta çift yapmak bu işin doğrusu değildir.Teklemeden
çift öküz yapmak bayıra yaya koşmaya benzer. Bir rençperin” eli ayağı varı
yoğu bir çift öküzdür” derler böyle gelir böyle gider. Gerçekten de
böyledir.Tabi bunun aslını faslını bilene göre.Hani ne derler ”bekara karı
boşamak kolaydır” misali bu işin efini püfünü bilmeyene ne desen şaka gelir
esasında.
Bunun için almışken iyi güzel eşli başlı bir çift öküz alalım hevesiyle
başladık bir çift öküz aramaya.
İşte yerin kulağı var misali
ta o köyde ki bu öküzlerin namını şanını duyup en azından alamasakta bir
göreriz misali o köye gitmeye karar verdik.
Gideceğimiz köy oldukca uzak.İllede yanıma bir arkadaş olması gerek.bunun
için de köy komşularımdan en samimi arkadaşım Irza ‘yı yanıma alıp,öğle
namazından sonra öküzleri görmeğe gittik.Hani köşe başı konuşmalarında
sözde köy uzak ama,şöyle güzel bir yürüyüşle bir iki saate kalınmaz
varılmışta mış,mış.
Gel velakin kazın ayağı da hiç öyle değilmiş.Akşam ezanına az bir zaman
kaldı ancak köye varabildik.Bu kez köy camisi önünde bir iki kişi ile
görüştük öküzler hakkında.Her konuşan iyi olduğunu söylemeleri bize bir kat
daha güven veriyor içimizi ısıtıyordu..
Nihayet biz bu öküzleri görmeğe geldiğimizi, sahibi ile de anlaşa bilirsek
satın almak istediğimiz beyan edince,sağ olsun komşulardan bir ikisi bizi o
haneye kadar götürdüler.
Bizimle gidenlerden birisi mal sahibini sordu ailesine,ailesi,
----Acil bir işi çıktı da falan köye kadar gitti.Ama geç kalmadan gelir
sanıyoruz. Bu lafın ardından kadının işi olacak ki,bırakıp gitti bahçe
tarafına.Yanımızda ki bir iki o köylü vatandaşlarda,vakit geçtikçe tek tek
yanımızdan bırakıp gittiler.Biz iki arkadaş köy ortasında kala kaldık.Ne
soran oldu ne saran oldu.Biz iki arkadaş bolca sigara içmekten gayrı bir
emel etmiyorduk.Hava kararırken öküz sahibinin de geldiğini gördük.
Evinden bizim kendisini beklediğimiz söylemiş olacaklar ki,bizim yanımıza
gelip bir nevi kendini tanıttı.
Bir an umutsuzken sevinmiştik.Adama durumu kısaca izah ettik.Adam da olumlu
karşıladı.Beraber ahıra kadar gittik. Biraz karanlıkta olsa öküzleri
gördük.Hatta gaz lambasıyla bir kat daha iyice de görmüş olduk..
Adama fiayatını sorduk ki,eh olurda bu kadar olmaz diye de hayıflandık
yani.Gerçi adam mallarını bedava veya ucuz verecek değilidi ama, bu kadar da
olması vicdana filan sığacak gibi değildi. En sonunda bu fiayatla bu
öküzleri almamız bize gelmezdi kararı ile oradan ayrıldık.
Akşam olalı bir muafir olmuştu.Bizi ne evine davet etti nede bir yol
gösterdi.Olmaz deyince adam,
----Siz bilirsiniz,işinize gelirse deyip,ellerini cebine sokup çekti gitti
evine.Bizde iki arkadaş düştük geldiğimiz yolun peşine.
Yolda gelirken adamların yobaz yabani olduklarını da laflamayı ihma l
etmedik. Oysaki geldiğimiz zamanı ve yerimizi yurdumuzu da söylemiştik.
Fakat hiç bir Allah’ın kulu bize ilgi göstermemişti. Bizde mecburen yola
çıktık bir an evvel evimize köyümüze varalım diye.Fakat biliyorduk ki
aradaki mesafe o kadar uzaktı.Ama ne olursa olsun evimize varmalıydık.Hatta
bir ara arkadaşıma,
----Biliyormusun Irza,”bir delinin yedi mahalleye zararı dokunurmuş”İşte
sen de ben gibi bir deliye inanıp ardım sıra geldin şimdi çek bakalım
cezanı.
----Aman ağbi o nasıl laf,ne demek öyle şey mi olur.Biz komşuyuz bu gün
sana yarın bana öbür gün diğer komşuya.Sen lafı bırakta,dayan bakalım taban
vaylara.
----Tabanvayların gücü kuvveti kalmadı dostum,karnım öyle açıktı ki sorma
gitsin.
----Ne bileyim ben de öğleyin fazla yememiştim,belki bizi buyrun edip bir
dilim ekmek verirler diyordum.Adamlar yüzümüze bile bakmadılar.
----Az kaldı be şu ilerdi bir köy var belki bir hatır sorup bir buyrun diyen
olur,hele biraz dayan bakalım.
Bir yarım saat sonra köyde doğru dürüst bir tanıdıkları olmayan köye
geldiler.Köyde bazı evlerde gaz lambası ışığı vardı bir çoğunda ışık filan
görünmüyordu.Millet daha yatması mümkün değildi ama gene de bazı evler de
ışık yoktu.
Önlerine köyün girişinde üç tane ev vardı. Bu üç evden sadece birinde alez
kelez bir ışık vardı.Kendi aralarında bu evden yavan yaşıkta olsa dahi
bir iki dilim ekmek istemeyi uygun görüp evin dış kapısını hızlıca
takladılar.Bir kaç dakika sonra dış kapı usulca açıldı.Karşıların da normal
yaşta genç görünen bir adam vardı.İçlerinden sevinir gibi oldular.Ve
adama,önce tanrı selamı verdiler,ardından,
----Arkadaş uzun bir yoldan gelmekteyiz.İşimiz biraz ters gitti.Şimdi de
Masatlıya gideceğiz,ama karnımız acıktı,bize bir iki dilim ekmek vere
bilirmisin?
Karanlıkta tam yüz siması görülmemesine rağmen,adam bir iki nefes aldıktan
sonra,mahcupca,
----Kusura bakmayın arkadaş,size verecek ekmeğim yok. Dedi.
Adamın durumunu geceleyin göremiyorduk ama,adam eşkare ekmeğim yok
diyordu.Demek ki yok,yoktu.Adama söyleyecek fazla bir şeyimiz kalmamıştı,
----Canın sağ olsun arkadaş,hadi hoşcakal,deyip evden uzaklaşmaya başladık.
Sanıyorum elli yüz metre köy yolunda karanlıkta gidiyorduk.Bir iki kez dönüp
arkaya baktım.Gecenin bu vaktinde adam hala kapının önünde arkamızdan bize
bakıyordu. Biraz gücenmiştik ama ne kızdık nede bir şey konuştuk.Zor zahmet
gece geç vakit köyümüze geldik. Doğruca bizim eve gidip,bir güzel aç
karnımızı doyurduk.
Hayattı bu insan oğlunu hiç bir zaman tencereye veya kazana koyup
pişirmiyorlardı. İnsan oğlu göre göre,yaşaya yaşaya kendi kendine
pişiyor,tam pişdim derken ömür gücünü yitirip göçünü toplayıp gidiyordu.Ama
hayat hayattır,yaşam yaşamdır,insan insandır.devran döner zaman geçer gün
olur harman olur.
Bir zaman sonra bizim kader de Almanya ya işçi gitmek de varmış.Ve Almanya
da otuz yılımı çalışıp ara sıra memleketime gelip ilçemize bazı yatırımlar
yapma arzusundaydım.
İşte böyle bir yaz izin sezonunda,yaptırmış olduğum evimin önüne bir kanal
kazılması gerekiyordu.Baktım yorgunum gücüm yetmeyecek gidip bir iki adam
bulup geleyim de bu kanal işini yaptırayım deyip ilçe de ki işçi kahvesinin
önünde kadar gittim. Oturmakta olan orta yaşlı birine gözüm takıldı,yanına
yaklaşıp,
----Esselamûn aleykûm,arkadaş,boşsun herhalde,bir işim var yapmak için
benimle gelirmisin?. Dedim. İşçi arkadaş oturduğu yerden kalkıp,
----Tamam emmi, ne demek çalışırız be biz işçiyiz.Deyip ardımdan beni takip
etti.
Evimize gelip kazılacak kanal yerini bir sopa ile çizip,Kazma kürek ile,bir
paket sigara bir şişe su ve bardağı bir köşeye bıraktım, ardından da,
----Arkadaş ben yukarıda bazı işlerim var,eğer bir şeye ihtiyacın olursa
bana seslen ben gerekeni hallederim,tamam mı?.Dedim
Fakat adama bakıyorum dik dik bana bakıyordu. Bir iki kez göz göze geldikten
sonra,adama,
----Hayır ola arkadaş bana niçin böyle dik dik bakıyosun?.Adam boynunu
bükerek,
----Sen Masatlılı mısın?
---He ya ben Masatlılıyım ama yıllar oldu köyden ayrılalı.Adam heyacanla,
----Ama ben sizi tanıyorum galiba demez mi. Bu kez ben şaşırmıştım,
----Hayır ola nasıl oluyor beni tanıman?,
----Sanıyorum otuz yıl evvel bir gece,iki arkadaş olarak kapımı
tıklayıp,benden bir dilim ekmek istemiştiniz.Ve bende size,
----Arkadaş size verecek ekmeğim yok deyip sizi kapımdan boş
çevirmiştim.Şaşkınca
----Etme ya,o adam şimdi senmisin yani?,
----Evet abi benim.çünkü o gece benim için gecelerin en zor gecesi
idi.Baktım adam titriyordu,
----Hele gel arkadaş şuraya otur da anlat bakalım nasıl oldu bu iş.Adam
oturduktan sonra,
----Siz gelmeden evvel,benim kayınpeder,kaynana hanımımı ve göçlerini
toplayıp alıp gitmişlerdi. Bu geçimsizlik epey zamandır devam edip
gitmekte idi.Bu yüzden evimizde geçim düzen denen şey olmadığı gibi o günler
de evde yiyecek ekmeğimiz, ekmek yapacak unumuz bile yoktu. İşte bu kargaşa
içinde sizler teşrif ettiniz o gece evime.Şaşkındım,durgundum,düşünme gücüm
dahi yoktu.Ve kısacası sizi ekmeksiz yollamıştım kapımdan.Hatta arkanızdan
gözden kayıp olana kadarda sizi izledim. Acaba bu gece vakti kapımı çalan bu
insan,Hz.Hızır As,olmuş olmasın diyede içim de bir iç güdü beni yıllardır
hep düşündürdü,canımdan bezdirdi ama hep mahcup hep üzgün olarak geldim bu
günlere.Hep sizin hayalinizi karşımda görüyordum.ama bu gün ihtiyarlamışta
olsanız gözümden kaçamadınız. Size ulaştım halada mahcup ve üzgünüm.Beni af
edebilirmisin?
Yaşlı adam bir rüyada gibi idi.Yıllardır yaşadığı o mahcup günlerin
bezginliği yüzünden bir su kaynağı gibi kaynıyordu.Yıkılmışlığın son haddi
olsa gerekti.
Teselli amacıyla,
----Düşündüğün kendini yorduğun
kahrını çektiğin şeye bak.İnsanlık hali bu.Her şey olağandır bu alem
de,senin bir suçun olduğunu sanmıyorum. Kader denen şey böyle münasip görmüş
böyle olmuş deyip,tüm gücümle kucaklayıp bağrıma bastım İşte ağlayıp
boşalmanın ne kadar iyi olduğunu belkide ilk kez burada farkına
varıyordum.........22.04.2009
GERİ
DİĞER YAZILARI
GAFLET
YAYLA SUYU
KÖYLÜ ÇOCUĞU
MUHTAR ADAYLARINA
BİZ DEĞİLMİYİZ ?
NE UMDUK NE BULDUK / UNUTTUK
BÖYLE DOSTLUK
EL DİYARI
NAMAZ (Şiir)
Muhammed (S.A.V.)
İşçilik
Öğretmenim
Utanalım
Kaçakçılık
Bir Sarım Tütün
Haydin Maça
Eşek İnadı
Hırsızlık - Bir Tek
Domates
A.Tınmaz'ın
Hayatı