Samat Köyü

GEREDE

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

 

HATIRALAR        Ahmet TINMAZ / Fransa                       www.sairkuldamad.com

                           

        BİR DİLİM EKMEK                                      

         O geceyi,evet o gece benim için büyük bir hatıra, büyük bir anı sayarım hep.Bu gün yetmişimi geçmişliğimi yaşamama rağmen,bu hal o gecenin hatırası zihin perdem de  iz bırakmış  bir flim gibi bir nevi oynar durur hâlâ.Ama insanlık bu,belki bu gibi nice olaylara ramak kalmışım,nice hadiselere şahit olmuşum ama bu olay hala beni hem heyecanlandırır hem de gün be gün bir .Yaşamımın içinde ki önemli anılarımdan sayarım hep.

        Arkadaşım Irza ile biraz uzak bir köyde bir çift öküzün satıldığını duymuştum.Ne bileyim ben ne adamı ne malları hatta o köyü bile doğru dürüst bilmem ve tanımam. Ama bu sıra bizim yaşlı öküz iş göremez hale gelince mecburen iyi  bir çift öküz alma ihtiyacı olduğuna karar verip,bir nevi sağda solda iyi bir çift öküz aramaya  başlamıştık.  İşte bu sırada da köyde eşten dosttan duyduğumuz kadarıyla,köyümüze epeyce uzak olan bir köyde iyi güzel bir çift öküzün olduğu haberini almıştık.

         Hani övmek gibi olmasın,köyümüzün içinde de öküz satan nice komşularımız vardı.Hele tekleme alıpta çift  yapmak bu işin doğrusu değildir.Teklemeden çift öküz yapmak bayıra  yaya koşmaya benzer.  Bir rençperin” eli ayağı varı yoğu bir çift öküzdür” derler böyle gelir böyle gider. Gerçekten de böyledir.Tabi bunun aslını faslını bilene göre.Hani ne derler ”bekara karı boşamak kolaydır” misali bu işin efini  püfünü bilmeyene ne desen şaka gelir esasında.

            Bunun için almışken iyi güzel eşli başlı bir çift öküz alalım hevesiyle başladık  bir çift öküz aramaya.

            İşte yerin kulağı var misali ta o köyde ki bu öküzlerin namını şanını duyup en azından alamasakta   bir göreriz misali o köye gitmeye karar verdik.

           Gideceğimiz köy oldukca uzak.İllede yanıma bir arkadaş olması gerek.bunun için de köy komşularımdan en samimi arkadaşım Irza ‘yı yanıma alıp,öğle namazından sonra öküzleri görmeğe gittik.Hani köşe başı konuşmalarında  sözde köy uzak ama,şöyle güzel bir yürüyüşle bir iki saate kalınmaz varılmışta mış,mış.

           Gel velakin kazın ayağı da hiç öyle değilmiş.Akşam ezanına az bir zaman kaldı ancak köye varabildik.Bu kez köy camisi önünde bir iki kişi ile görüştük öküzler hakkında.Her konuşan iyi olduğunu söylemeleri bize bir kat daha güven veriyor içimizi ısıtıyordu..

           Nihayet biz bu öküzleri görmeğe geldiğimizi, sahibi  ile de anlaşa bilirsek satın almak istediğimiz beyan edince,sağ olsun komşulardan bir ikisi bizi o haneye kadar götürdüler.

           Bizimle gidenlerden birisi mal sahibini sordu ailesine,ailesi,

----Acil bir işi çıktı da falan köye kadar gitti.Ama  geç kalmadan gelir sanıyoruz. Bu lafın ardından kadının işi olacak ki,bırakıp gitti  bahçe tarafına.Yanımızda ki bir iki o köylü vatandaşlarda,vakit geçtikçe tek tek yanımızdan bırakıp gittiler.Biz iki arkadaş  köy ortasında kala kaldık.Ne soran oldu ne saran oldu.Biz iki arkadaş bolca sigara içmekten gayrı bir emel etmiyorduk.Hava kararırken   öküz sahibinin de geldiğini gördük. Evinden bizim kendisini beklediğimiz söylemiş olacaklar ki,bizim yanımıza gelip bir nevi kendini tanıttı.

    Bir an umutsuzken  sevinmiştik.Adama durumu kısaca izah ettik.Adam da olumlu karşıladı.Beraber ahıra kadar gittik. Biraz karanlıkta olsa öküzleri gördük.Hatta gaz lambasıyla  bir kat daha  iyice de görmüş olduk..

   Adama fiayatını sorduk ki,eh olurda bu kadar olmaz diye de hayıflandık yani.Gerçi adam mallarını bedava veya ucuz verecek değilidi ama, bu kadar da olması vicdana filan sığacak gibi değildi. En sonunda bu  fiayatla bu öküzleri almamız bize gelmezdi kararı ile oradan ayrıldık.

   Akşam olalı bir  muafir olmuştu.Bizi ne evine davet etti nede bir yol gösterdi.Olmaz deyince adam,

----Siz bilirsiniz,işinize gelirse deyip,ellerini cebine sokup çekti gitti evine.Bizde iki arkadaş düştük geldiğimiz yolun peşine.

   Yolda gelirken adamların yobaz yabani olduklarını da laflamayı ihma l etmedik. Oysaki geldiğimiz  zamanı ve  yerimizi  yurdumuzu da  söylemiştik. Fakat hiç bir Allah’ın kulu bize  ilgi göstermemişti.  Bizde mecburen yola çıktık bir an evvel  evimize köyümüze varalım diye.Fakat biliyorduk ki aradaki mesafe o kadar uzaktı.Ama  ne olursa olsun evimize varmalıydık.Hatta bir ara arkadaşıma,

----Biliyormusun Irza,”bir delinin yedi  mahalleye zararı dokunurmuş”İşte sen de ben gibi bir deliye inanıp ardım sıra geldin şimdi çek bakalım cezanı.

----Aman ağbi o nasıl  laf,ne demek  öyle şey mi olur.Biz komşuyuz bu gün sana yarın bana öbür gün diğer komşuya.Sen lafı bırakta,dayan bakalım taban vaylara.

----Tabanvayların gücü kuvveti kalmadı dostum,karnım öyle açıktı ki sorma gitsin.

----Ne bileyim ben de  öğleyin fazla yememiştim,belki bizi buyrun edip bir dilim ekmek verirler diyordum.Adamlar yüzümüze bile bakmadılar.

----Az kaldı be şu ilerdi bir köy var belki bir hatır sorup bir buyrun diyen olur,hele biraz  dayan bakalım.

  Bir yarım saat sonra köyde doğru dürüst bir tanıdıkları olmayan  köye geldiler.Köyde bazı evlerde gaz lambası ışığı vardı bir çoğunda  ışık filan görünmüyordu.Millet daha yatması mümkün değildi ama gene de bazı evler de ışık yoktu.

   Önlerine  köyün girişinde üç tane ev  vardı. Bu üç evden sadece birinde alez kelez bir ışık vardı.Kendi aralarında bu evden  yavan yaşıkta  olsa  dahi  bir iki dilim ekmek istemeyi uygun görüp  evin dış kapısını hızlıca takladılar.Bir kaç dakika sonra dış kapı usulca açıldı.Karşıların da normal yaşta genç görünen bir adam vardı.İçlerinden sevinir gibi oldular.Ve adama,önce tanrı selamı verdiler,ardından,

----Arkadaş uzun bir yoldan gelmekteyiz.İşimiz biraz ters gitti.Şimdi de Masatlıya gideceğiz,ama karnımız acıktı,bize bir iki dilim ekmek vere bilirmisin?

  Karanlıkta tam yüz siması görülmemesine rağmen,adam bir iki nefes aldıktan sonra,mahcupca,

----Kusura bakmayın arkadaş,size verecek   ekmeğim yok. Dedi.

    Adamın durumunu geceleyin göremiyorduk ama,adam eşkare ekmeğim yok diyordu.Demek ki yok,yoktu.Adama söyleyecek fazla bir şeyimiz kalmamıştı,

----Canın sağ olsun arkadaş,hadi hoşcakal,deyip evden uzaklaşmaya başladık.

    Sanıyorum elli yüz metre köy yolunda karanlıkta gidiyorduk.Bir iki kez dönüp arkaya baktım.Gecenin bu vaktinde  adam  hala kapının önünde arkamızdan bize bakıyordu. Biraz gücenmiştik ama ne kızdık nede bir şey konuştuk.Zor zahmet gece geç vakit köyümüze geldik. Doğruca bizim eve gidip,bir güzel  aç karnımızı doyurduk.

  Hayattı bu insan oğlunu hiç bir zaman tencereye veya kazana koyup pişirmiyorlardı.   İnsan oğlu göre göre,yaşaya yaşaya kendi kendine pişiyor,tam pişdim derken  ömür gücünü yitirip göçünü toplayıp gidiyordu.Ama hayat hayattır,yaşam yaşamdır,insan insandır.devran döner zaman geçer gün olur harman olur.

    Bir zaman sonra bizim kader de Almanya ya işçi gitmek de varmış.Ve Almanya da otuz yılımı çalışıp ara sıra memleketime gelip  ilçemize bazı yatırımlar yapma arzusundaydım.

  İşte böyle  bir yaz izin sezonunda,yaptırmış olduğum evimin önüne  bir kanal kazılması gerekiyordu.Baktım yorgunum gücüm yetmeyecek gidip bir iki adam bulup geleyim de bu kanal işini yaptırayım deyip ilçe de ki işçi kahvesinin önünde kadar gittim. Oturmakta olan orta yaşlı birine gözüm takıldı,yanına yaklaşıp,

----Esselamûn aleykûm,arkadaş,boşsun herhalde,bir işim var yapmak için benimle gelirmisin?. Dedim.  İşçi arkadaş oturduğu yerden kalkıp,

----Tamam emmi, ne demek çalışırız be biz işçiyiz.Deyip ardımdan beni takip etti.

    Evimize gelip kazılacak kanal yerini bir sopa ile çizip,Kazma kürek ile,bir paket sigara bir şişe su ve bardağı bir köşeye bıraktım, ardından da,

----Arkadaş ben yukarıda bazı işlerim var,eğer bir şeye ihtiyacın olursa bana seslen ben gerekeni hallederim,tamam mı?.Dedim

   Fakat adama bakıyorum dik dik bana bakıyordu. Bir iki kez göz göze geldikten sonra,adama,

----Hayır ola arkadaş bana niçin böyle dik dik bakıyosun?.Adam boynunu bükerek,

----Sen Masatlılı mısın?

---He ya ben Masatlılıyım ama  yıllar oldu köyden ayrılalı.Adam heyacanla,

----Ama ben sizi tanıyorum galiba demez mi. Bu kez ben şaşırmıştım,

----Hayır ola nasıl oluyor beni tanıman?,

----Sanıyorum otuz yıl evvel bir gece,iki arkadaş olarak kapımı tıklayıp,benden bir  dilim ekmek istemiştiniz.Ve bende size,

----Arkadaş size verecek ekmeğim yok deyip sizi kapımdan boş çevirmiştim.Şaşkınca

----Etme ya,o adam şimdi senmisin yani?,

----Evet abi benim.çünkü o gece benim için gecelerin en zor gecesi idi.Baktım adam titriyordu,

----Hele gel arkadaş şuraya otur da anlat bakalım nasıl oldu bu iş.Adam oturduktan sonra,

----Siz gelmeden evvel,benim kayınpeder,kaynana hanımımı  ve göçlerini toplayıp  alıp  gitmişlerdi. Bu geçimsizlik epey zamandır devam edip gitmekte idi.Bu yüzden evimizde geçim düzen denen şey olmadığı gibi o günler de evde yiyecek ekmeğimiz, ekmek yapacak unumuz  bile yoktu. İşte bu kargaşa içinde sizler teşrif ettiniz o gece evime.Şaşkındım,durgundum,düşünme gücüm dahi yoktu.Ve kısacası sizi ekmeksiz yollamıştım kapımdan.Hatta arkanızdan gözden kayıp olana kadarda sizi izledim. Acaba bu gece vakti kapımı çalan bu insan,Hz.Hızır  As,olmuş olmasın diyede içim de bir iç güdü beni yıllardır hep düşündürdü,canımdan bezdirdi ama hep mahcup hep üzgün olarak geldim  bu günlere.Hep sizin hayalinizi  karşımda görüyordum.ama bu gün ihtiyarlamışta olsanız gözümden kaçamadınız. Size ulaştım halada mahcup ve üzgünüm.Beni af edebilirmisin?

    Yaşlı adam bir rüyada gibi idi.Yıllardır yaşadığı o mahcup günlerin  bezginliği yüzünden bir  su kaynağı gibi kaynıyordu.Yıkılmışlığın son haddi olsa gerekti.

Teselli amacıyla,

----Düşündüğün kendini yorduğun kahrını çektiğin şeye bak.İnsanlık hali bu.Her şey olağandır bu alem de,senin bir suçun olduğunu sanmıyorum. Kader denen şey böyle münasip görmüş böyle olmuş deyip,tüm gücümle kucaklayıp  bağrıma bastım İşte ağlayıp boşalmanın ne kadar iyi olduğunu belkide ilk  kez burada farkına varıyordum.........22.04.2009

GERİ

  DİĞER YAZILARI  

GAFLET

YAYLA SUYU

KÖYLÜ ÇOCUĞU

MUHTAR ADAYLARINA

BİZ DEĞİLMİYİZ ?

  NE UMDUK NE BULDUK  / UNUTTUK 

BÖYLE DOSTLUK

EL DİYARI

NAMAZ  (Şiir)

Muhammed (S.A.V.)

İşçilik

Öğretmenim

Utanalım

Kaçakçılık

Bir Sarım Tütün

Haydin Maça

Eşek İnadı

Hırsızlık - Bir Tek Domates

A.Tınmaz'ın Hayatı