Altı aydır bu yad eldeyim.Bu köy benim yabancım.Yaşım daha
küçük.Düştüğüm girdapta kendimi arıyorum.Bu arayış umutsuzca bir
arayış.Ama yarını yaşamam gerek. Çırpınmam gerek,çıkarım umuduyla,ama
ben hala batıyorum.Zaten bir karış boyum var o da kaldı batağın
içinde.Kısacası cahil aklımla istesem de istemesem de
bu ömrü yaşamalıyım bunun için de bu yad elindeyim.
Kaderim kahyalık . (çobanlık) Dediğim gibi altı aydır bu
eldeyim.Bu arada bir çok arkadaşım dosttum oldu bu köyde.Kimisi kendi
davarlarını yayıyor,kimisi de ben gibi el evinde kahya.Bunların içinde
en yakın arkadaş olarak dost olarak Ali isimli bir çocuktu.Lakabı da
Karagöz’dü. Evlerimiz yan yana sayılırdı.Yalnız o kendi davarlarını
yayardı her zaman.
Yalnız o çevrede köyler
mahalleler o kadar bir biri ne yakın ki muhakkak her gün birkaç köyün
veya mahallenin arazisini mallarımız otlakiye olarak
kullanıyordu.
Günlerden bir gün bizim Karagöz
arkadaşla beraberiz.Sanıyorum saat sabahın
on suları idi. Hayvanları yaydık,baktık ki yakın köylü
Veysel diye bir arkadaş çift sürecem diye uğraşıyordu.
Duramadık yanına vardık
arkadaşımla beraber.Veyselin yanında da yakınlarından birinin
on yaşların da erkek çocuğu varmış.
Veysel öküzlerle çift
sürüyordu.Bizde onunla tarlada her çize de gidip geliyorduk.Epey bir
muaf ir gittik geldik.Bir ara bizim arkadaş Karagöz,veyselin
arkadaşına,
----Ya hu İzzet geçen gün bizim inekler
sizin tarafa gitmişler,akşam dönüşünde ineğin boynunda ki tıngırağı
almışlar,acaba haberin var mı, kim aldı ?.
Bizim arkadaş çocuğu bu soruyu sordu
sormadı, İzzetin anası da beklenmedik bir anda
arkamızdan çıka geldi.İzzet anasını görünce başladı ağlamaya.
Bu kez İzzetin ağladığını gören
Veysel de başladı Karagöze vurmaya.Bir anda ortalık
karışmıştı.Ben ortada şaşkındım.Üç kişi Karagöze
saldırıyorlardı.Karagözde kendini korumaya çalışıyordu. Bir an
şaşkınlığım geçmişti ki, en azından onları ayırmaya
niyetlendim.Yenge ile İzzeti durdurdum ama,Veysel durmak
bilmiyordu.Devamlı arkadaşıma vurmaya çalışıyordu.Üstelikte Veysel
yaşça büyük vücutça da iri idi.
Ben ne kadar Karagözü koruduysam,ne
kadar ayırmaya uğraştımsa Veysel hala yükleniyordu. Ve
en sonunda Veysel bana da vurmaz mı.
İşte o zaman benim de
dövüşe karışmam hak oldu. Karagözle beraber,Veyseli biraz
hırpaladık.Ve onları orada bırakıp oradan davarlarımızı da toplayıp
gittik başka bir yöne.
Yalnız Veysel çift sürmeyi
bırakmış,köyüne doğru gitmişti.Bizde onu kel tepeden
gözetlemiştik.Davarlarımızı kendi köyümüzün merası olan çayıra
saldık.Kel tepenin kenarına da bir ateş yaktık.Yalnız gözümüz
aklımız Veysel de idi. Devamlı da onun köyünü, ve köy yolunu
gözetliyorduk.Bir ara baktık Veysel iki arkadaşıyla
bize doğru geliyordu.
Hiç unutmam ilk defa orada Karagözden
duymuştum,bana şöyle dedi,
----Gelmiş beladan korkma,gelecek
beladan kork. Bunlar giyindiler kuşandılar bize geliyorlar.Onun için
bizde tedbirimizi almamız lazım.
Bize iyice yaklaşırken, biz beraberce
ormanın içine gizlendik.Onlar önce ateşin yanına geldiler,bizi
bulamayınca bizim davarları toplamaya başladılar.
Mecburen girip
saklandığımız ormandan çıkıp karşılarına
dikildik.Fakat ayrı, ayrı idik Karagözle.Gelen gençler doğruca
Karagözün yanına gittiler.Ben de tedbir olarak karabaş isimli
köpeğimi yanıma çağırdım,yaktığımız ateşin yanına gittim. Onlar benden
uzakta bir süre beraberce konuştular karagözle. Biraz
sonrada onu başka tarafa yollayıp yanıma
geldiler.Niyetleri belliydi beni döveceklerdi, Veysel,
-----Çoban efendi sana ne oldu da bizim
işimize burnunu soktun.sana ne bizim kavgamızdan dövüşümüzden. Daha
lafını bitirmeden bana çaktı şamarı. Zaten bir nevi ben
tetikteydim, olacağını tahmin ediyordum. Şamarı yiyince,kendimi
kenara atarken,belimden de bıçağımı çektim,elimde ki sopaya
tükürdüm,aynı anda da,karabaşa,-- tut -ısır karabaş,diye
de emir verdim.Köpek bana saldırana hücum etti.
Bende kendimi aralarından kenara attım.
Üç kişiye tek kişiydim ama karabaşım
üçüne bedeldi. Onları yanaştırmıyordu bana. İşte tam bu
sırada başka bir olay gelişti,Benim ağanın hanımı odun
kesmek için tesadüf o da oraya geliyormuş.Olayı
görünce,başladı bağırmaya.Bu bağrışı duyan üç kafadar dövüşü bırakıp
köylerine doğru çekip gittiler.Belki de ben iyi bir
dayak yemeden,dahası bir beladan kurtulmuştum.
Yengem geldi durumu sordu. Ben durumu
kısaca anlattım yengem,
----Bazı yerler de akıllı olmak
gerekiyor yoksa ki bak senin Karagöz davarlarını ayırdı gidiyor.Gerçektende
arkadaşım koyunlarını ayırıp gitti."Dahası olacak"