|
1992 yılında Samat İlköğretim Okuluna
başlayan Karataş kendi okuluna kendi gidip gelen, arkadaşları ve
öğretmenleri tarafından sevilen başarılı bir öğrenciymiş. Zaman zaman
takdirler teşekkürler alarak dönem sonlarında yaşadığı bu mutluluğu koşarak
bir an önce ailesi ile paylaşırmış.Yıllar su gibi akıp gidiyordu Hasan
5.sınıfı bitirmiş ama hastalığı da yıllarla beraber ilerlemişti artık
yürüyemiyordu ama okumak istiyor okulundan öğretmenlerinden ve
arkadaşlarından ayrılmak istemiyordu. Bu isteğini kıramayan ailesi onun
okuluna devam etmesi için elinden geleni yapıyor yapmaya çalışıyordu.
Öğretmenleri ve arkadaşları da onun artık bir ikinci ailesi olmuş ve Hasan’a
onlarda yardımcı olmaya çalışıyorlardı.Hasan İlköğretim 6.sınıfa başlamış,
sabah öğlen akşam kimi zaman annesi kimi zaman babası , kimi zaman
kardeşleri bazen de arkadaşları onu okuluna getirip götürüyorlarmış
öğretmeleri ve arkadaşları ailesi gibi onun en büyük destecisiymiş. Ayakları
tamamen tutmadığı yürüyemediği halde azim ile tüm zorluklara katlanarak
okuluna devam ediyormuş. Taki o olay meydana gelene kadar.

Artık sömestir tatiline az kalmış neredeyse
Hasan 6.sınıfında yarısını tamamlamak üzere iken akşam okul dağılmış,
arkadaşları zilin çalması ile beraber sınıfı boşaltmış, o gün olacak ya
öğretmeni de sınıftan çıkmış Hasan sınıfta tek başına yalnız kalmış.
Okuldaki öğrencilerin uğultusu ve ayak sesleri zaman ilerledikçe kesilmiş ve
okulu derin bir sessizlik kaplamış. Hasan hala sırasında oturuyor ailesinden
birilerinin onu almasını bekliyormuş. Ama her nedense o gün ailesi biraz
gecikmiş.Evine gitmek istiyor ama yürümeyi bırak hareket bile edemiyormuş.
Sonunda beklemekten sabrı tükenmiş bir halde kalkmak istemiş ve oturduğu
sıradan yere düşerek acı içinde kıvranıyor bağırıyor ve ağlıyormuş. Bir
müddet sonra okuldan henüz ayrılmayan o dönemin okul müdürü Mithat bey sesi
duymuş ve koşarak Hasan’ın imdadına yetişmiş düştüğü yerden kaldırıp
kucağına almış ve müdür odasına götürmüş.ağlamaması ve üzülmemesi konusunda
nasihatlar ederken bir yandan da okul müdürü Mithat bey bu olay karşısında
göz yaşlarını tutamayarak ağlıyormuş. Bir müddet sonra koşarak okula gelip
direk sınıfına gelen babası Hasan’ı göremeyince panikleyerek müdür odasına
yönelmiş ama içerdeki ağlama seslerini duyunca irkilmiş bir an
duraksadıktan sonra içeri girmiş bir koltukta Hasan diğer koltukta Mithat
bey ağlıyormuş bir anlam veremediği bu olay karşısında donmuş kalmış. Mithat
bey kendisine olayları izah ettikten sonra o gün akşam Hasan bir daha geri
dönmemek üzere son kez ayrılmış okulundan ve arkadaşlarından …Hasan artık
ona göre küçük dünyasına kapanmış. Günler ayları aylar yılları
kovalamış.Köyde babasının yanında evde kalıyor yazları da zaman zaman
tekerlekli sandalyesi ile sokağa çıkıyormuş.Hasan Bir zamanlar koştuğu
saklambaç oynadığı sokaklarda bu kez sadece arkadaşlarını izlemekle
yetiniyordu. Evde olduğu zamanlarda babasının ona aldığı atari ile oynayarak
rekorlar kırıyor, televizyon seyrederek vakit geçiriyordu. O da artık koca
dünyada kendi dünyasını böyle kurmuştu.
2007 yılında ailesinin Gerede’ye
gelmesi ile Hasan bir zamanlar arkadaşlarından ayrılıp okulunu terk ettiği
gibi şimdi de komşularını ve koşup oynadığı topraklarını terk ediyordu.
Gerede’ye gelen Hasan’ ın rahatsızlıkları da ilerlemeye başlamış 10 yıldır
yürüyememesinin üzerine 2008 yılında artık ellerini de hareket ettiremez
,gözleri göremez hale gelmişti. Kulaklarında işitme problemleri
,konuşmasında da güçlükler çekmeye başlamıştı. İki yıldır artık Hasan’ ın
tüm ihtiyaçları ailesi tarafından görülmekte.
Koyu bir Fenerbahçe taraftarı olan Hasan
futbol ve fenerden söz açılınca daha da bir keyiflenerek tebessüm ediyor biz
şampiyon olacağız diyordu. Televizyonlarda yayınlanan maçları spor
haberlerini hiç kaçırmazmış rahatsızlığına rağmen zekasını kaybetmemiş ve
her şeyi her kesi hatırlıyordu.Sorduğumuz soruları bir bir cevaplayan Hasan
ilköğretim 1.sınıfı Mehmet Turçin.2.sınıfı Mehmet Beyhan Başer, 3.sınıfı
Bülent Akgül, 4.ve 5. sınıfıda Hatice Bilgin öğretmenlerimde okudum diyordu.
Okulda aynı sınıfta bir dönem 31 kişilermiş hepsinin ismini bir bir
hatırlayarak…Kenan Doğangün, Sinan Özçelik, Süleyman Civan, Erkan Koçak,
Bayram Acarol, Kerim Işık, İsmail Erul, Hediye, Habibe, Hacer ,Hülya ve
diğerlerinin isimlerini sayarak onları anıyor ve yaşadıkları hayattan
sorular yöneltiyordu. Kiminin askerliğini kiminin evliliğini soruyordu. Beş
bucuk yıl bir çoğu ile aynı sınıfı aynı sırayı paylaşmış biri olarak onları
hiç unutmamış unutamamış görünüyordu. Bu arkadaşlarının kendisini
aramamalarından sormamalarından dolayı onlara bir nebzede olsa sitem
ediyordu.
Zaman zaman ailesine mesajlar yazdırarak
bazı ardaşlarına gönderiyor onlardan gelen mesajları babasına kardeşlerine
okutarak mutlu oluyordu Ama bazı arkadaşlarının aramadıklarından dolayı
sitem ediyor yine de onları kırmak istemiyerek belki telefon numaramı
bilmeyebilirler diyor telefon numarasını da yazmamızı istiyordu.
Hasan Karataş aile bireyleri ile
her şeye rağmen küçücük dünyasında mutlu ve umutlu görünüyordu. Onun
tanıdıklarından ya da onu tanıyanlardan gelecek olan bir mesaj inanın onu
çok mutlu edecektir. elimizden düşmeyen telefonlardan bir mesaj da Hasan’a (
0 543 726 2919) atarak onu küçük dünyasında mutlu edelim. Hatta arkadaşları
olarak onu ziyaret edelim. arkadaşları onu unutsalar da o arkadaşlarını ve
yaşadıklarını unutmamış…
Küçük Dünyasından ümitli olan
Hasan’a Allah acil şifalar versin.

|