|
HAYDİN MAÇA
Kadının fendi erkeği yendi. Sanıyorum bu bir Türk’çe de bir deyim.Ama
değineceğim böyle değil. Cahilin fendi imamı yendi. Nasıl
olur demeyin,hani bir başka bir deyimimiz daha vardır, denilir ki, Baskın
basanındır.
Gerçi benim benzetmelerim de ben gibi ama yazdım işte. Burada önemli deyimler
değil de benim hatıratım.
Yıl seksenli yılların biriydi ama tam
bilemiyorum.Yurt dışından aylık izini için vatanımdayım. Amaç gaye iyi bir
izin yapmak,biraz stres atmak yorgunluğu çıkarmak,biraz enerji ve moral
depolamak. Eh bu niyetse amaç gaye elbette bazı anıları hatıraları
yaşamak nasip oluyor.
Valla pek önemli olmasa da burada bu hatırayı işlemeye çalışacağım. Günlerden
o gün Çarşamba. Bizim biraderin oğlu H. Hüseyin yiyenle,Pazar günü oynanacak
olan birinci lig futbol maçı için sözleştik.Bir kaza kederlik
olmazsa o günkü maça gideceğiz. O pazar günü geldi çattı. Benim yiyen de geldi
ailecek. Öğleden sonra ki maça gideceğiz.
Fakat saat on bire doğru bir başka misafir
teşrif etmezler mi bizim haneye. Gerçi gelen misafirler yabancı değildi ama
bizim aramızda ki konuşmaya uygun olmadığından biraz çekinmiştik.
Gelen misafirler büyük baldızım ve ailesi idi. Baldızım rahmetli
bacanağım, ve çocukları idi.
Geldiler hoş geldiler sefa geldiler de, burada ki bizi gocunduran taraf
bacanağımın,iyi değerli bir cami imamı oluşuydu.Gideceğimiz bir futbol
maçı olması,hem bizi maçtan alıkoyma hem de oturup derin, derin vaazlara
nasihatlere
Başlaması da işin bir başka yönü idi. Yiyenimle belki
maça kadar giderler her halde deyip, pek fazla bir hal belli etmemeye
çalıştık.
Bolca sohbet ediyorduk. Sanıyorum saat on beş sularıydı ama benim bacanak hala
konuşuyordu.Hiçte gitmeye niyetli bir hali yoktu.Maç saat on
altı da başlıyordu.
Vakit daralıyordu. Bizim misafirden hiçbir hareket yoktu. Biz yiyenle fıs kos
konuşurken bir ara dikkatini çekmiş olacak ki,
----Hayır ola bacanak bilmediğim bir şey mi var?. Ben mahzun
ve suçlu gibi,
----Yok, yok öyle kayda değer bir şey yok, yok. Dedim ama halimde
vardı ki,
----Yok, yok bakıyorum da gizli, gizli bir hal var gibime geliyor, Bu kez bu
sözünden güç alarak,
----Valla bacanak,biz yiyenle hafta arası bu günkü maça gitmeye
niyetlenmiştik, fakat siz geldiniz, şimdi sizi burada yalnız
bırakıp gitmek münasip düşmez,
Bacanak gerçekten gün görmüşün biriydi.bizim bu durumumuza bakarak,
----Olsun bacanak,madem ki karar verdiniz, boş verin beni, kalkın
hadi gidin, Belki bacanağım doğrusunu olurunu söylüyordu ama,
----Bacanak, bunu sana söylemememiz gerekti.Ama iş bu hale geldi madem,Önümüz
de iki seçenek var,ya biz de maça gitmeyeceğiz, yada kusura bakma ama
ya hep beraber maça gideceğiz. Böyle bir teklifi beklemeyen imam
efendi, gitmemek için bin, bir türlü bahaneler anlattı. Ama ben
inandırıcı, güven verici bir üslupla,
---- Bak bacanağım her yere hayır için gideceğini kabul ediyoruz, ama bu sefer
gel bir ibret için git. Gör bakalım bizim için önemli denen şey sana nasıl
gelecek.Hiç olmazsa şer mi hayır mı bir görmüş olursun.
Bir sürü ılımlı tatlı ve tatmin edici sözlerle bacanağımı bir
nevi kandırıp götürdük maça.
Maç başlama saatinden yarım saat evvel, stada girdik. Stat yeni, yeni
doluyordu.Ama ilk gördüğümüz anda da on beş, yirmi bin civarın da bir seyirci
statta yerlerini almışlardı.
Ömrün de ilk sefer bir maça gelmiş olan bacanağım, Bana bir sürü sorular
sordu.Mesela bu kadar seyirci nasıl oluyor da bu saatte burada
hazır olabiliyorlar.
Bu
kadar seyirciye kim haber ediyordu. Bu kadar seyirci hep paralımı
giriyor.Filan filan. Dilimin döndüğünce, hepsini anlatmaya çalıştım.
Nihayet maç başladı.Maç bir birinci lig maçı
idi.Ankaragücü-Bursaspor arasında oynanacaktı. Statta ki seyircinin
çoğunluğu Ankaralı taraftarlardandı. Stadın bir kenarın da yüz, yüz
elli kişilik bir de Bursa taraftarı vardı.Ara sıra onlarda tezahürat yapmaya
çalışıyorlardı.Ankara taraftarından fırsat buldukça.
Gerçekten o sezonun ilk lig maçı olmasın dan olacak seyirciler
takımların canı gönülden tezahürat yapıp alkışlıyorlardı.
Maç sakin, sakin başladı. Her iki ekipte birbirinden çekingen oynamasına
rağmen ev sahibi ekibin ara sıra alkışlanacak hücumları da
oluyordu.Bursa ekibi de devamlı kontrataklarla ara sıra öbür kaleye
gidiyorlardı.
Maçın ilk devresinin ortalarına doğru Bursaspor takımı bir gol atmaz mı rakip
kaleye, işte o zaman statta sadece bursa taraftarlarının sesi
yükseliyordu. Tabi bu durumu soran da benim bacanağım oldu,
-----Bacanak ne oldu,bu millet niye sustu ?.
---- Valla bacanak bu bir kural olmuş sayılır. Zira gol yiyen takımın
taraftarları pek tezahüratta bulunmaz takımlarını alkışlamazlar, fazlada
sesleri çıkmaz. Onun için şimdi o karşıda ki Bursasporlular
bağrışıyor. yüz yüzeli kişilik grubun eh işte o kadar tezahüratı
oluyordu.
Maçın ilk devresi bir sıfır Bursa galibiyetiyle sona erdi. Bu arada çitlemek
için de birer çekirdek aldık.
Maçın ikici devresi başladı. Maç iyi bir maç oluyordu,iki takımda puan için
uğraşıyorlardı.Fakat Bursa takımının üstün oluşu,statta ki yirmi
bin seyircinin susmasına sebep olmuştu.Birinci devre bir sıfır Bursa
galibiyetiyle sona erdi.
İkici devrenin hemen başlarında Ankaragücü beraberlik gölünü atınca,statta ki
seyirci bir nevi yeniden canlanmıştı.
Atılan golden sonra Ankara takımı baskıları yoğunlaştırmıştı. Bu arada da
bacanağım, yanımızda inip bir sıra aşağıya oturmuştu.
Maç böyle devam ederken Ankara takımı bir gol daha atınca statta yer yerinden
oynadı sanki. Seyirci öyle coşmuştu ki sormayın gitsin.Ben ve yiyenim hem maça
bakıyoruz hem de, çekirdek çıtlıyorduk.Maçta öyle kızışmıştı
ki,seyircide onlara tempo tutuyordu.
Sanıyorum ikinci devrenin ortalarına doğru, birisi sağ böğrüme dürtü.
Baktım bana dürten bizim yiyen, Bir eliyle önümüzü
gösterirken,
----Amca senin imam efendiye bak dedi.
Dediği yere baktığımda inanılacak gibi değildi. Zira bizim hoca
efendi, başından yazlık kasketini eline almış, he bire
---- Ankara, Ankara, Ankara diye tempo tutuyor. Öncesi
beklemediğimden veya ummadığım dan dolayı şaşırdım. Şöyle
birkaç dakika seyredince, gördüm ki bizim bacanak tamamen maça kendini
kaptırmış, sanıyorum nerede olduğunu unutmuş bir tavırla tezahürat yapıp
milletle tempo tutuyordu. Gözlerime inanamıyordum. Hani ibret için getirdiğim
hoca efendi de kendini maça kaptırmış o anda millete imam
desem bana yalancı derlerdi. Bir muaf ir bacanağı gülerek ardından
seyrettik.sonun da
----Ey bacanak ne oluyor,ne yapıyorsun öyle ?, Bacanak maça
kapılmışlığın eseriyle,
----Ya bacanak bu ne biçim maçmış böyle. İnsanı bir hoşhoş
ediyormuş.Ben de bilmiyorum ne yaptığımı.
Ama ben hem
görüyor, hem de biliyordum.Zira bizim imam efendi maçın tadını
çıkarıyordu.Allah Rahmet eylesin……..
A.TINMAZ
GERİ
|