SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

HATIRALAR        Ahmet TINMAZ / Fransa

 

HIRSIZLIK

Madem söz balıktan açılmışken bir başka konuyu canlandırayım.Sanıyorum on iki yaşlarındayım. Samat köyüne ilk kurşunlu serpme balık ağını Rahmetli kesenin Sefer amca getirmişti.Boş zamanların da yanına bulduğu kafadar biriyle Marguşa çayına balık tutmaya giderdi. Çoğunlukta da beni çok götürdüğünü sanıyorum.
Yalnız o gün panayır sallısı (arefesi) idi.Babam anam bana on, on beş kadar bir kuzu emanet etmişlerdi gözetlemem için..Zira o zamanlar yaban ovalılar bizim köyden salıcı olarak geçerlerdi ki bazen boşta bulduklarını alır götürürlerdi..
Bir seferinde marguşa çayının kalaycı bölümünden başlayıp eski Salur köyü köprüsüne kadar ağ ata ata gittik.Mehmet beylik dereliği civarında bana dedi ki,
---Bak Ahmet, biraz sonra yanımıza Salur köylüleri gelebilir.Onun için sen balıkların büyüklerini merkebin üstünde ki heybeye koy,küçüklerini de elinde ki çantaya doldurda Salurlular elimizden balıkları almasınlar.,Demişti,
Onun bu önerisine uyarak büyük balıkları heybeye,(heybe onun idi) küçüklerini de elimde ki çantaya koyuyordum.
Salur köprüsünün yanına vardığımız da,heybe balıkla dolmuş, kalanını da benim çantaya doldurduk.Çanta yarım oldu olmadı gidelim deyip balık ağını toplayıp merkebe yükledi.Ardında da merkebe bindi,beraberce yola koyulduk.Ben umuyorum ki balıkları peygamber okuyla paylaşacağız. Ama Sefer amca ağzından beklenmedik bir laf kaçırınca işler değişti
---Çantada ki balıklar senin olsun.Heybedekilerde benim.Çünkü yarın panayırda ben balık kızartıp satacağım demez mi.
Oysa ki her seferinde eşit paylaşım oluyordu. Ama bu sefer durum tamamen değişikti. Baktım her şey benim zararıma, Sefer amca merkepte mutlu kutlu yol alırken, ben başladım,heybenin gözünden elime gelen balıkları akşam karanlığında çantama koynuma doldurmaya.Beş kilometrelik bir yolda balıkların çoğunluğunu koynuma çantama doldurunca hileni fazlası benden yana olduğuna inandım ve hiçbir şey çaktırmadan o evine ben de evimize gittim.
Rahmetli babamla anam bana emanet ettikleri koyunları buluncaya kadar,bana odukca kızmışlar.Suçlu fakat güçlüce eve girdiğimde babam dan sağlam bir tokat yedim,elimde ki ve koynumda ki balıklar ortalığa dağılınca babam başka tokat vurmadan,
----Hadi bakalım bu balıklara dua et yoksa ki leşini serecektim dedi,ama anamdan da iyi bir fırça yedim.
Ertesi günü panayır yerinde Sefer amcayı gördüğümde, kızgınca--- hırsız diyordu rahmetlik

 

BİR TEK DOMETES

Yıl sanıyorum 1959.Zaman bizim köyde yayla zamanı.Okullar tatil olmuş yaylada,yirmi otuz tane koyunumuzu güdüyorum(otlatıyorum).Yaşım on, on bir.Sanıyorum günlerden bir Pazar.Koyunları yokuş bayırına doğru yönlendirdim,peşlerinden gidiyorum.O esnada, o da kendi koyunlarını gütmekte olan komşumuzun çocuğunun koyunlarıyla yan yana geldik.
Beraberce iki koyun sürürsünün arasında konuşuyorduk. Derken bir ara arkadaş sırt çantasını sırtından aldı,evinden öğleye yemeğine ekmek katığı için koydukları iki adet domatesi bana gösterdi. Sanıyorum benim sırt çantamda da öğle ekmek katığı için keş,hani yağlı keş denilen keşten vardı.Zaten o zamanını en iyi kır da ki öğle, ekmek katığı keş idi..
Arkadaş bir nevi domatesleri bana sarkıtır gibi yapmıştı. Domatesleri görünce canım öyle istedi öyle istedi ki, duramadım kendisinden, rica minnet domatesin birin bana vermesini İstedim karşılığın da çantamda ki katığımın hepsini vermek şartıyla.Ama ıh dedi vermedi. Bilmem canım o kadar domates çekti ki,bu günkü irademe sahip olabilirdim ama o gün irademe sahip olamadım.Ve zora ki çocuktan domatesinin birini aldım, ve yedim.karşılığın da, da keşimi verdim ama almadı.Sadece bir süre ağladı.Ve bende haram helal düşünmeden afiyetle yedim.
Bir uzun zamandır benimle konuşmadı arkadaş. Hala sağ bu arkadaş daha helalaşmam gerek. Bunun bilincindeyim

                                                                                                          A.Tınmaz

 
GERİ