SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

 EĞİTİMCİ       Hasan YILDIZ        Rehberlik Öğretmeni

          
 

EĞİTİMİN ÖNEMİ VE OKUL BAŞARISININ ÜÇ TEMEL PRENSİBİ

Eğitim; Prof. Dr. Selahattin Ertürk’ün tanımıyla; bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik davranış değişikliği meydana getirebilme sürecidir. Bu süreç kişisel farklılıklarımız yüzünden kişiden kişiye değişebilir. Bazıları için davranış değişikliği kısa bir sürede olurken bazılarında çok uzun zaman içerisinde oluşabilir.

Psikologlar kişideki kalıcı davranış değişikliği oluşturma sürecinin en az 21 gün olduğunu söylemektedir. Örneğin bir kişinin suyu ayakta değil de, oturarak ve üç defada içmesini kalıcı davranış haline getirmesinin en az üç hafta sürdüğü söylenebilir. Öğrenmede sözlerle uyarılarda bulunmaktan daha önemlisi davranışlarla örnek olmaktır. Bu yüzden kişilerin eğitiminde sözel uyarılardan çok örnek davranışlara dikkat edilmelidir. Çünkü bireyler gördüklerini daha fazla hatırlamaktadırlar. Nasıl bir evlat istiyorsak veya nasıl bir nesil istiyorsak öyle davranmalıyız.

Eğitimin başladığı yer ailedir. Daha sonra ise sistemli bir şekilde Eğitim kurumları ailenin yanında bireyin eğitilmesi için devreye girer. Eğitimin sistemli olarak verildiği yerler Örgün eğitim kurumlarıdır. Örgün eğitim kurumları sürekli eğitim veren kurumlar demektir. (İlköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim gibi) Ülkemiz nüfusu ortalama 70 milyondur. Bu nüfusun ¼ ü yani 17 milyon kişisi devlet kurumlarında eğitim görmektedir.

Avrupa ülkelerinin en büyük problemi hiç şüphesiz genç nüfusunun olmayışıdır. Bizim ise bu konuda dünya devletlerinden çok ilerde olduğumuz aşikardır. Hatta Avrupa birliğine alınmama sebeplerinden bir tanesi de atılgan bir Türk gençliğinin eğitiliyor olmasıdır. Hele birde bu nüfusun etkili ve verimli bir şeklide eğitildiği düşünülebilirse o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti tıpkı ataları Hunlar, Göktürkler,  Selçuklular, Osmanlılar gibi tarihe damgasını vuracaktır.

Eğitimin en temel basamağı hiç şüphesiz öğrenmedir. Zorunlu eğitim yaşının 15 olduğu günümüzde, okul yaşında olan tüm bireylerimiz devletimizin eğitim kurumlarında en az 8 yıl eğitim almaktadır. Hatta şimdilerde okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilerek süreç daha da uzatılmıştır. Etkili ve verimli bir öğrenme ortamının okullarda oluşması, hem bizi bireysel olarak, hem de ülkemizi zirvelere taşıyacaktır. Etkili ve verimli bir eğitim süreci gerçekleştiremezsek, eğitim için ayrılan ailelerin paraları, eğitim sisteminin içinde yer alan öğrencilerin gençlik yılları, hem de ülkemizin ayırdığı maddi ve manevi kaynaklar boşa gitmiş olur. Neticesinde Beyhude bir nesille karşı karşıya kalırız.

Eğitim kurumlarında öğrenim görürken ders başarısı hiç kuşkusuz çok önemlidir. Ders başarısının olması demek derslerde verilen ve öğretilen temel doğruların kabulü demektir. Kabul edilen doğrular davranış haline getirilmelidir. Ancak ve ancak bu şekilde hem birey olarak hem de Türk milleti olarak dünya devletleri içerisindeki yerimizi alabiliriz. Öğrenmeyi kalıcı hale getiren ve ders başarısını artıran temelde üç altın kural vardır. Bu kuralı yerine getiren her öğrenci mutlaka ama mutlaka başarılı olacaktır. Şimdi bu kurallara kısa bir göz atalım.

1-     Derse hazırlıklı gelmek,

2-     Dersi derste öğrenmek,

3-     Dersin kısa tekrarını yapmak.

Bu süreç hiç şüphesiz okul başarısını artıracağı gibi öğrenmeyi de kolaylaştıracaktır. Bu da özellikle yöremiz insanının gerek ilk ve orta öğretim gerekse yüksek öğretimdeki başarısını bu güne kadar ulaşamadığı noktaya ulaştıracaktır. Başarıyı artırmak için; az önce bahsettiğimiz Okul başarısının üç temel prensibi üzerinde biraz duralım.

1-              Derse hazırlıklı gelmek: Derse gelmeden önce evimizde yarın hangi derslerimiz varsa onlara mutlaka ama mutlaka çalışmalıyız. Öğretmenin anlatacağı konuyu daha önceden okuyarak gelmek sınıf içerisinde başarımızı artırır. İmkânımız varsa konuyu başka kaynaklardan, internetten, ansiklopedi veya gazetelerden tarayarak okula gitmeliyiz. Ayrıca yine okurken anlamadığımız noktaları sınıfta öğretmenimize de sorarak konuyu pekiştirmiş oluruz. Evde mutlaka işlenecek konular okunarak derse gelinmelidir. Büyüklerimize de konu ile ilgili neler bildiği sorulabilir.

2-              Dersi Derste öğrenmek: Evde okuyarak geldiğimiz için öğretmenin neler anlatacağını önceden biliriz. Fakat birde öğretmenden konuyu dinleyince öğrenme iyice pekişmiş olur. Öğretmen bizim okuduğumuz konuyu bize güzelce anlatır. Aynı zamanda başka kaynaklardan da araştırarak gelmiştir. Kitapta olmayan veya bizim anlamakta güçlük çektiğimiz noktaları kolayca bizim için anlaşılabilir hale getirebilir. Anlamadığımız yerleri mutlaka ama mutlaka öğretmene sormalıyız. Arkadaşların gülmesinden veya öğretmenin azarlayacağını düşünerek soru sormamak başarımızın önüne geçer. Biz soru sorduğumuz zaman arkadaşlarımızda bizim sorduğumuz noktayı iyice öğrenmiş olur.

3-              Dersin kısa tekrarını yapmak: Her gün ders çıkışında gözlerimizi kapatarak derste neler yaptığımızı kısaca bir hafızamızdan geçirerek kısa bir tekrar yapmış oluruz. Ama akşam eve gelince mutlaka ama mutlaka o gün derslerde neler öğrendik onları tekrar etmeliyiz. Hatta yazdıklarımızı evde daha başka bir deftere temize çekersek öğrenme çok daha fazla kalıcı olur. İnsanlar öğrendiklerini tekrar etmezlerse;

24 saat (1 gün) içerisinde öğrendiklerinin % 80 ‘ini unutur.

48 saat (2 gün) içerisinde öğrendiklerinin % 90 u unutulur.

168 saat (1 hafta) içerisinde öğrendiklerinin % 98 ini unutur.

Bir hafta boyunca okula giden bir öğrenci, öğrendiklerini tekrar etmezse aklında hiç bir şey kalmaz. Okula beyhude gitmiş olur, öğrenme gerçekleşmez, konular birbiriyle pekişmez ve derslerden bir şey anlayamaz. Böyle olunca da okul o birey için sıkıcı bir hale gelir. Neticesinde ya derslerde yaramazlık yapılır ya da okula devam ortadan kalkar. Devam etse bile; dersleri birbirine bağlayamadığı için ders başarısı ortadan gerçekleşmez. Zorunlu eğitim sürecinde olduğu için Öğrenci Bütün bunlara mecburen katlanmak zorunda kalır. Sonucunda başarısızlıktan başka bir şey elde edilemez.

Bütün bu süreci ortadan kaldıracak çözüm öğrencilerin bol bol tekrar etmeleridir. Tekrar olayı ne kadar çok olursa öğrenme de o kadar kalıcı ve zevkli olur. Öğrenciler günlük tekrar yaptıkları gibi haftalık ve aylık tekrarda yaparlarsa hayatları boyunca çok geniş bir bilgi birikiminin de sahibi olurlar 

Derse sadece ve sadece sınav akşamı çalışmak çok fazla bir işe yaramaz sadece sınav boyunca bazı şeyleri hatırlamamıza sebep olur. Fakat düzenli çalışan ve Okul başarısının üç ana prensibini kendisine ilke edinen bir insan öğrendiklerinin büyük bir çoğunluğunu hayatı boyunca unutmaz. Okulda öğrendiklerini hayatının her kademesinde kullanır. Ev işlerinde olsun, mesleği ile ilgi işlerde olsun veya hobi olarak yaptığı işlerde olsun pratik bilgi olarak kullanır.

Bilim adamları insanların gördüğü ve duyduğu hiçbir şeyi unutmadığını söylemektedir. Fakat insanlar gördüklerini ve duyduklarını hatta okuduklarını düzenli bir şekilde tekrar etmedikleri için beyinde gönderilen yeri bulamamaktadır.  Bir şeyi hatırlayamamak; Karışık bir odada kaleminizi bulmaya çalışmak gibi bir şeydir.

Kendimize güzel bir gelecek hazırlamak istiyorsak mutlaka ama mutlaka okumalı, eğitim yuvalarından sonuna kadar faydalanmalı ve okuduklarımızı da davranışlarımız haline getirmeliyiz. Böylece bizden sonraki nesile, çocuklarımıza ve torunlarımıza bu günden daha güzel, sevgi, saygı, barış ve hoşgörünün olduğu bir dünya bırakabiliriz. Hem birey olarak hem de ülke olarak, müreffeh çağdaş ve daha iyi bir gelecek istiyorsak bir daha asla bize verilmeyecek gençlik çağlarımızı çok iyi değerlendirmeliyiz. Öğrenciliğimiz boyunca ulaştığımız her doğruyu kendi hayatımızın bir parçası haline getirme çabasında olmalıyız.

Okul başarısı ile hayat başarısı birbiriyle doğru orantılıdır. Okulunda başarılı olan bir insan daha güzel bir meslek sahibi olabilir. İyi bir mesleğe sahip olan ve okulda öğrendiklerini kendisine düstur edinen bireyler daha güzel ve huzurlu bir ailenin de sahibi olur.  Bunları elde eden insan hem bu dünyasını hem de bundan sonraki hayatını sağlamlaştırmış olur.

 21. Yüzyılda Eğitime ve İnsana yatırım yapan milletler tarih sahnesinde bayraklarını dalgalandıracaklardır. Birey olarak ve millet olarak 2000’li yıllarda nerede olacağımıza şimdi yaptıklarımızla karar vermiş olacağız.

15/01/2008

Hasan YILDIZ

Rehber Öğretmen

GERİ