SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

 EDİTÖR         Yaşar DİNÇ      

               

KABRİNİZ NUR, MEKANINIZ CENNET OLSUN

                      İnsanın yutkunup da sözcükler boğazına düğümlendiği bir şeyler ifade edemediği andır ölüm ve ölenlerle ilgili bir şeyler söylemek yada yazmak .

                     Takvimler 14 Temmuz 2007 Pazartesiyi gösterdiği gün dünyadan çok ukbayı hatırlatan ve burcu burcu maneviyat kokan Samat Camii olağanüstü günlerinden birini yaşıyordu. Çoğunluğu eğitim gönüllüsü gençlerden oluşan her yaştan insan o büyük camimizin altını üstünü hatta köy odasını doldurmuş camii avlusuna taşmıştı.Yüzleri hüzünlü gözleri yaşlı bu kalabalık bir kutlu, bir talihli, bir eğitim gönüllüsü olan ailenin gencecik eğitim sevdalısı üç gülünü rabbine yolcu etmek için köylerden, kasabalardan ve çeşitli illerden binlerce kişi gelmişti. Talihli diyoruz böyle muhteşem bir kalabalık gençde olsa, ani ölümde olsa, kazada olsa kimselere nasip olmaz, yurdun dört bir tarafından gelenler olmaz. Bu muazzam kalabalığa şahit olan pek çok insan belki onlar gibi yaşamayı ve onlar gibi ebediyete uğurlanmayı içinden geçirmiştir.

                   Belki yakın tarih itibari ile böyle bir kalabalığa ,yurdun bir çok köy ,ilçe ve illerinden gelerek katılımı olan böyle bir cenaze merasimine pek rastlamadım ben. Peki kimdi bu insanlar,ünlü bir devlet adamı mı? Şair mi? Yazar mı? Yoksa kaza sonucu hayatlarını genç yaşta  kaybetmelerimiydi.Yürekler yandı, gözler ağladı güllerimize ,ama pek çok şey sayılabilir. Aksine onlar ailecek kendilerini eğitime adamış bir ilahiyatçı ve eşi ve de ağabeyi idi.Çünkü onlar Allah’ın kendilerine lutfettiği maddi manevi bütün varlıklarını ve kısa olan ömürlerini eğitim faaliyetlerine adamış eğitim gönüllüsü olan daha bir çok baharlarda açacak üç güldü.

                 Onların hudutsuz hizmet aşkını mütevazılığını, gencecik heyecanlarını ve enerjilerini ,göz yaşları ile geçirdiği eğitim ile dertlendiği geceleri şüphesiz kelimelere dökmek bence çok zor ve imkansız.

                O annesini babasını her evlat gibi çok seviyordu.Ya biricik kardeşlerini onları kimselere değişmezdi.Ya güzelim doğup büyüdüğü köyü ondan hiç ayrılmak istemiyordu.Ama O bir kere kendini adamıştı eğitime bir zamanlar fidandı yetişti güller açtı.Kendisi de artık ileride güller açacak fidanlar yetiştirmeye başladı.Daha bir yıl olmuştu eşi ile evleneli doyamamışlardı birbirlerine belki.Düğün sonrası annesi babası ve köyü ile şöyle bir hasret özlem giderememişti.Çünkü görev yerinde gülleri vardı fidanları vardı onları susuz bırakamazdı. Hep onların yanında olmak istedi. Yetişen bu fidan ve güller gelecekte ülkemize renk renk çiçekler açıp memleketi  huzur kokuları saracaklardı.Bunları gördüğü bildiği için annesinden babasından müsaade alıp kısa ziyaretlerinin ardından hep onlar görevine görev yerlerine koştular.

              İşte ilahiyatçı Lokman Yiğitbaş ve eşi , Almanyadan ziyaretlerine gelen kendileri gibi eğitim gönüllüsü ağabeyleri Ali Yiğitbaş’ı ve ailesini gezdirmek hem de gittikleri yerlerde eğitim faaliyetlerinde bulunmak için  çıktıları yolculuktan bir kaza sonucu yüzlerce eğitim gönüllüsü gibi onlarda geri dönmediler dönemediler. Allah onların ve cümlesinin kabirlerini nur ,mekanlarını cennet eylesin. Biz Allah ‘a aidiz vakti geldiğinde elbelte hepimiz O’na döneceğiz.16 Temmuz 2008

                                                           GERİ