|
KABRİNİZ
NUR, MEKANINIZ CENNET OLSUN
İnsanın yutkunup da sözcükler boğazına düğümlendiği bir şeyler ifade
edemediği andır ölüm ve ölenlerle ilgili bir şeyler söylemek yada yazmak .
Takvimler 14 Temmuz 2007 Pazartesiyi gösterdiği gün dünyadan çok ukbayı
hatırlatan ve burcu burcu maneviyat kokan Samat Camii olağanüstü günlerinden
birini yaşıyordu. Çoğunluğu eğitim gönüllüsü gençlerden oluşan her yaştan
insan o büyük camimizin altını üstünü hatta köy odasını doldurmuş camii
avlusuna taşmıştı.Yüzleri hüzünlü gözleri yaşlı bu kalabalık bir kutlu, bir
talihli, bir eğitim gönüllüsü olan ailenin gencecik eğitim sevdalısı üç
gülünü rabbine yolcu etmek için köylerden, kasabalardan ve çeşitli illerden
binlerce kişi gelmişti. Talihli diyoruz böyle muhteşem bir kalabalık gençde
olsa, ani ölümde olsa, kazada olsa kimselere nasip olmaz, yurdun dört bir
tarafından gelenler olmaz. Bu muazzam kalabalığa şahit olan pek çok insan
belki onlar gibi yaşamayı ve onlar gibi ebediyete uğurlanmayı içinden
geçirmiştir.
Belki yakın tarih itibari ile böyle bir kalabalığa ,yurdun bir çok köy ,ilçe
ve illerinden gelerek katılımı olan böyle bir cenaze merasimine pek
rastlamadım ben. Peki kimdi bu insanlar,ünlü bir devlet adamı mı? Şair mi?
Yazar mı? Yoksa kaza sonucu hayatlarını genç yaşta
kaybetmelerimiydi.Yürekler yandı, gözler ağladı güllerimize ,ama pek çok şey
sayılabilir. Aksine onlar ailecek kendilerini eğitime adamış bir ilahiyatçı
ve eşi ve de ağabeyi idi.Çünkü onlar Allah’ın kendilerine lutfettiği maddi
manevi bütün varlıklarını ve kısa olan ömürlerini eğitim faaliyetlerine
adamış eğitim gönüllüsü olan daha bir çok baharlarda açacak üç güldü.
Onların hudutsuz hizmet aşkını mütevazılığını, gencecik heyecanlarını ve
enerjilerini ,göz yaşları ile geçirdiği eğitim ile dertlendiği geceleri
şüphesiz kelimelere dökmek bence çok zor ve imkansız.
O annesini babasını her evlat gibi çok seviyordu.Ya biricik kardeşlerini
onları kimselere değişmezdi.Ya güzelim doğup büyüdüğü köyü ondan hiç
ayrılmak istemiyordu.Ama O bir kere kendini adamıştı eğitime bir zamanlar
fidandı yetişti güller açtı.Kendisi de artık ileride güller açacak fidanlar
yetiştirmeye başladı.Daha bir yıl olmuştu eşi ile evleneli doyamamışlardı
birbirlerine belki.Düğün sonrası annesi babası ve köyü ile şöyle bir hasret
özlem giderememişti.Çünkü görev yerinde gülleri vardı fidanları vardı onları
susuz bırakamazdı. Hep onların yanında olmak istedi. Yetişen bu fidan ve
güller gelecekte ülkemize renk renk çiçekler açıp memleketi huzur kokuları
saracaklardı.Bunları gördüğü bildiği için annesinden babasından müsaade alıp
kısa ziyaretlerinin ardından hep onlar görevine görev yerlerine koştular.
İşte ilahiyatçı Lokman Yiğitbaş ve eşi , Almanyadan ziyaretlerine gelen
kendileri gibi eğitim gönüllüsü ağabeyleri Ali Yiğitbaş’ı ve ailesini
gezdirmek hem de gittikleri yerlerde eğitim faaliyetlerinde bulunmak için
çıktıları yolculuktan bir kaza sonucu yüzlerce eğitim gönüllüsü gibi onlarda
geri dönmediler dönemediler. Allah onların ve cümlesinin kabirlerini nur
,mekanlarını cennet eylesin. Biz Allah ‘a aidiz vakti geldiğinde elbelte
hepimiz O’na döneceğiz.16
Temmuz 2008
GERİ
|