|
KAR YAĞDI
Bir müddet geçince yazdan da
usanıyor insan. Sıcaklar bunaltıyor ha bire. Su kaynakları kesiliyor
çeşmeler akmıyor. Belki de insan bu yüzden kış mevsimini özlüyor karın
yağmasını istiyor tabiatın beyaz gelinliğine bürünmesini arzu ediyor. Bir
zamanlar bıkıp usanmıştım oysa. Ne soğuk ne de sıcak memnun ediyor insanı.
Çünkü daha geçen kışta ayaz keserken ortalığı, yazı iple çekiyorduk. Şöyle,
balkonlara kurulup kâh geçmişten kâh bugünden dem vurarak gece yarılarına
kadar çay sohbetleri yapmanın özlemi içindeydik. Pikniklere gitmenin,,
karpuz ve dondurma yemenin düşlerini kuruyorduk. Kışı şikâyet ediyorduk,
üşütüyor diye bizi. İşte, yaz geldi ve geçti gitti ama biz bu defa kışı
özledik gelmedi kış, yağmadı kar, derken sonunda kar yağdı.Baharı güzel yazı
güzel köyümün beyazlar içinde kalması daha da başka bir güzel.
Dedim
ya şimdilerde kar sevdalısı olup çıktım. Hayaller kuruyorum kurdukça
dalıyorum. Karlar içinde kalıyorum. Kartopu oynuyorum. Güneşin pırıltılarını
seyrediyorum. Çocukken Taşbaşından,Çaldan,Kayabaşından hatta Kışlının
bayırdan kaydığımız günleri hatırlıyorum. O soğuk ve ayazlarda üşüdüğümüzü
yorulduğumuzu bilmediğimiz günler aklıma geliyor.
Karda yürümenin verdiği lezzet düşüyor aklıma. Her adımda bir kıtırtı, her
kıtırtıda bir düş. İzler bırakarak yürümenin mutluluğu var içimde.
Sokaklarda sulardan arta kalan küçücük buz birikintileri ve onları kırınca
duyulan sesler. Üşüyerek sıcak bir mekâna sığınmak. Bir soba kenarına
kurulup köy ekmeğini kızartıp tuzlu tereyağı sürüp yemek. Beyazlara bürünmüş
düzlüklere, zirvelere beyaz düşler göndermek. O uzun kış gecelerinde
sabahlara kadar süren değişik mekanlarda yapılan sohbetler, ferfeneler ve
bunun içinde türlü türlü eğlenceli düşündürücü oyunlar
kış zamanlarının vazgeçilmez anıları.Şairin dediği gibi;
“Diyorlar ki:mevsimlerin en güzeli yazdır,
Bence kışın yanakları daha beyazdır;
Gülüşleri daha oynak, daha dalgalı
Sarar beyaz kollarıyla her çıplak dalı.
Ne yazık ki:
Dokunmadan ellerinin serinliğine,
Dalınamaz gözlerinin derinliğine.”
Saygılarımla
03 Ocak
2009
GERİ
|