Samat Köyü

GEREDE

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

 EDİTÖR         Yaşar DİNÇ      

  

                                                                        KAR YAĞDI

              
Bir müddet geçince yazdan da usanıyor insan. Sıcaklar bunaltıyor ha bire. Su kaynakları kesiliyor çeşmeler akmıyor. Belki de insan bu yüzden kış mevsimini özlüyor karın yağmasını istiyor tabiatın beyaz gelinliğine bürünmesini arzu ediyor. Bir zamanlar bıkıp usanmıştım oysa. Ne soğuk ne de sıcak memnun ediyor insanı. Çünkü daha geçen kışta ayaz keserken ortalığı, yazı iple çekiyorduk. Şöyle, balkonlara kurulup kâh geçmişten kâh bugünden dem vurarak gece yarılarına kadar çay sohbetleri yapmanın özlemi içindeydik. Pikniklere gitmenin,, karpuz ve dondurma yemenin düşlerini kuruyorduk. Kışı şikâyet ediyorduk, üşütüyor diye bizi. İşte, yaz geldi ve geçti gitti ama biz bu defa kışı özledik gelmedi kış, yağmadı kar, derken sonunda kar yağdı.Baharı güzel yazı güzel köyümün beyazlar içinde kalması daha da başka bir güzel.


             Dedim ya şimdilerde kar sevdalısı olup çıktım. Hayaller kuruyorum kurdukça dalıyorum. Karlar içinde kalıyorum. Kartopu oynuyorum. Güneşin pırıltılarını seyrediyorum. Çocukken Taşbaşından,Çaldan,Kayabaşından hatta Kışlının bayırdan kaydığımız günleri hatırlıyorum. O soğuk ve ayazlarda üşüdüğümüzü yorulduğumuzu bilmediğimiz günler aklıma geliyor.

             Karda yürümenin verdiği lezzet düşüyor aklıma. Her adımda bir kıtırtı, her kıtırtıda bir düş. İzler bırakarak yürümenin mutluluğu var içimde. Sokaklarda sulardan arta kalan küçücük buz birikintileri ve onları kırınca duyulan sesler.  Üşüyerek sıcak bir mekâna sığınmak. Bir soba kenarına kurulup köy ekmeğini kızartıp tuzlu tereyağı sürüp yemek. Beyazlara bürünmüş düzlüklere, zirvelere beyaz düşler göndermek. O uzun kış gecelerinde sabahlara kadar süren değişik mekanlarda yapılan sohbetler, ferfeneler ve bunun içinde türlü türlü eğlenceli düşündürücü oyunlar kış zamanlarının vazgeçilmez anıları.Şairin dediği gibi;

 “Diyorlar ki:mevsimlerin en güzeli yazdır,
Bence kışın yanakları daha beyazdır;
Gülüşleri daha oynak, daha dalgalı
         Sarar beyaz kollarıyla her çıplak dalı.
Ne yazık ki:
Dokunmadan ellerinin serinliğine,
Dalınamaz gözlerinin derinliğine.

 Saygılarımla 03 Ocak 2009           

GERİ