Samat Köyü

GEREDE

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

 EDİTÖR         Yaşar DİNÇ      

  

KÖYÜMDEKİ BAYRAM

           Bu gün arefe tatlı bir heyacan var evlerde. Bayram temizlikleri yapılıyor.Baklavalar börekler açılıyor, kimileri ise yol gözlüyor.Uzaklardan gelecek oğlunu, gelinini, torununu bekliyor.Kimileri ise yollara düşmüş, aylardır gelmediği köyüne bir an önce ulaşmak istiyor,ıssız baba ocağını canlandırmak,tütmeyen bacayı tüttürmek istiyor,Kimileri ise annesine babasına ve dede ve ninesine bir an önce kavuşmak istiyor beklide. Arefe günü herkesi almış bir telaş gidiyordu. Bende vardım baba ocağına çoluk çocuk toplandık, herkes gibi bizde tüm aileyle bir araya. Yuvamız neşelendi canlandı çünkü aile bireyleri hepsi bir aradaydı.

           Bayram sabahı odama giren ve köyde yankılanan ezan sesi ile uyandım. Odamdaki perdeyi araladım şöyle bir baktım. Evlerdeki ışıklar yanmış bir yandan da ezanla birlikte yanmaya devam ediyordu. Ayladır bacası tütmeyen ışıkları yanmayan hanelerde de ışıklar vardı. İçimden bak falancalar filancalarda gelmiş bayrama diyerek sevindim. Aile bireyleri gibi belki bu bayram köy hep toplanacak düşüncesi hakim oldu bir an içimde.

           Namazı evde eda edip bayram namazı için yola düştüm. Her bayram yolda komşu teyzelere ,analara ve ninelere rastlardım. Çünkü onlar bayram günlerinde sabahın ilk ışıkları ile köy çeşmesinden su alırlar ve bu suyun zemzem gibi olduğuna inanırlardı. Ama yolda kimselere rastlamadım. Acaba neden kimseler yok diye ilerlerken çeşme yanından geçerken çeşmede  su olmadığını görünce niye kimseler olmadığını da anlamış oldum.

       Camiye vardığımda caminin alt katı  yaşlı genç ve çocuklarla doluydu. Bir çok kişi gelmişti bu bayram da köyüne. Gözlerim hep sözdü bir bir gelenleri hoca vaaz ederken. Göremediklerime takıldı acaba neden gelmediler diye. Her ne kadar gelenler çok olsa da, unuttursa da gelmeyenleri, arıyor gözler o gelmeyen yürekleri. Hele heyecanlı dedesinin babasının yanına oturmuş genç mi desem çocuk mu desem o küçük kalbleri görünce daha da bir seviniyor insan. Belki ilk defa bayram namazını kılacak belki ilk defa köyüne gelmiş gurbette doğmuş, gurbette büyümüş bazı çocuklar belki de ilk defa köyünün camisine girmişti bu bayram. Bir çoğu heyancanlı kıpır kıpırdılar.

        Bayram namazından sonra her bayramda olduğu gibi bu bayramda topluca bayramlaşma yapılacaktı. Herkes bir birinin bayramını tebrik edecek kırgınlar ve küsler barışacaktı. Namaz sonrası herkes sırasını bekliyordu. Ama bu arada her nedense bazıları bayramlaşmayı beklemeden evlerine giderken bazıları da beklide yadırgadıklarından mı olacak veya küçümseyip büyüklüklendiklerinden mi olacak bilinmez tenezzül edip bayramlaşmaya bile çıkmayarak köy odasında kalmayı tercih ettiler.Doğru mu ettiler yanlış mı karar sizinlerin.

        Bayramlaşma haklısına girenler bir tesbih gibi dizilmeye başladılar büyükten küçüğe doğru yaşlıdan gençe . Elde ne liste nede doğum tarihleri vardı ama herkes sırasını biliyor küçük büyükten önce, büyük ise küçükten sonra halkaya girmiyordu.Herkes sırasını çok güzel takip ediyor halka devamlı büyüyordu.Bizde girdik Akralarımızla bayram zincirine bir zamanlar zincirin sonunu tamamlayan bizler, şimdilerde neredeyse ortalara gelmişiz.Bir an düşündüm bizde yaşlanmışız meğer diye.

        Bayramlaşandan sonra yemekler çıkardı eskiden. O sabahın erken saatlerinde kuru fasülye yerdik ayrı bir tadı vardı. Daha sonraları kahvaltıya dönmüştü. Bu yemeğede yanlış hatırlamıyorsam zıyret yemeği derler evlerde en güzel şekilde hazırlanırdı. Bayramlaşma sonu herkes çoluk çocuk burada yerdi sabah yemeğini, ama gördüm ki bu bayram ne yemeğe bekleyenler nede ortalarda yemek vardı görünen sadece üç beş sofradan ibaretti. Demek ki bu adette artık yok olma aşamasına gelmiş, hayır hayır yok olmuş demek daha iyi. Günümüzde bu adetinde yok olması doğru mu yanlış bilmiyorum. Artık karar sizlerin.Bu esnada da uzaktan gelen ağabeylerle arkadaşlarla kısa da olsa bir hoş beş ettikten sonra evimin yolunu tuttum.

        Evde ninemin,babamın,annemin,eşimin,kardeşlerimin ve çocuklarımın bayramını birer birer tebrik edip mübarek olmasını diledim. Ama bir eksik vardı kaç bayram geçti yokluğuna alışamadığım dedem rahmetli topalağa. Allah rahmet eylesin çok severdim bende herkes gibi dedemi tabii dedelerde torunlarını. Gerçi günümüzde hale bu ortam da devam etmekte.

         Daha sonra köyümüzde her mahallenin gençleri gibi bizde mahallemizin gençleri ve abeyleri ile mahallemizdeki büyük küçük demeden hiçbir ev atlamadan bayram ziyaretlerini gerçekleştiriyorduk çeşitli hoş sohbetler ederek tabii. Bazen hüzünlendiğimiz anlar oldu.Her ne sebeptendir bilmiyoruz ama mahallemizde yedi sekiz hane bayrama gelmemişti bayramı uzaklarda geçirmeyi uygun görmüşlerdi. Ama mutluka onlarda çok istemişlerdir gelmeyi, köyde bayram yapmayı, doğup büyüdüğü topraklarda dolaşmayı, havasını teneffüs etmeyi, baba ocağını şenlendirmeyi, baba ocağını tüttürmeyi ama gelmediler mutlaka sebebleri vardır diyerek geçtim evlerinin önlerinden. Ama kimler kimler nerelerden gelmişlerdi siz niye gelemediniz be komşu.

       Daha sonra köyümüz diğer mahalleler de bulunan hasta ve yaşlıları hatta ilçemizde de bulunan hasta ve yaşlıları da arkadaşlarla bir bir ziyaret ederek bayramı bayram gibi dolu dolu yaşamaya çalıştık.Her ne kadar hava biraz soğuk olsa da bayramın güzelliği bu havayı da unutturdu bizlere.Köyümde bayram güzel hem de çok güzel.

       Bu duygularla bayramlarımızı mutlaka köyde köyümüzde baba ocağında geçirmeyi tercih edelim.Aylar öncesinden planlarımızı hep ona göre yapalım. Bayramı bayram gibi yaşayalım diyerek, büyük küçük herkesin bayramı mübarek olsun.NİCE BAYRAMLARA  30/09/2008

 

              GERİ