SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

Yunus Baki KOÇAK

 
 

                                                   KURBAN

(Ettahıyyatü lillahi vesselavatü vettayyıbat)  Dille, malla, bedenle yapılan bütün ibadetler Allaha mahsustur.” Kurban da malla yapılan bir ibadettir. Allah’a teslimiyetin ve kulluğunu izhar etmenin bir ifadesidir. Namazlarımızın tahıyyatında okuduğumuz bu ifadeyi yerine getirmenin bir göstergesidir.

       Kurban Hz. İbrahim’in, oğlu Hz. İsmail’i Allah’ın emrini yerine getirmek adına, oğlunu kesecek kadar teslimiyet demektir. Hz İsmail’in, Allahın rızasını alma adına teslim olup babasına “Biran evvel Allahın emrini yerine getir” deyip, önüne uzanması gibi; Allahın emrini yerine getirmek için nefsi yerine; malını o uğurda feda etmesi demektir. Allah’ım ben Senin emrine tabi oldum, İbrahim ve İsmail’in teslimiyeti gibi teslim odum, inandım. Sen canımızı istesen, ben hazırım; Sen mali bir ibadet olarak kurban kesmemizi emrettin, ben de bu emrini yerine getiriyorum, Senin rızan için yapıyorum, Sen kabul buyur. Diye kesilerek, kurban Allah’a takdim edilir.

        Kur’an da:Onların etleri ve kanları kesin olarak Allaha ulaşmaz, ancak O’na sizden takvanız ulaşır. (22/37); “Allah ancak korkup sakınanlardan kabul eder” (5/27)Sonunda ikisi de Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası) İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.” (37/103) Kur’an da buyrulan bu ayetlerin gayesine uygun olarak hareket edilir. Allah’a teslim olup canımız yerine malımız takdim olunur. Bizim kestiğimiz kurbanlara Allah’ın ihtiyacı yoktur. Kestiğimiz kurbanlara bizim ihtiyacımız vardır ve Allah, bizim ihtiyacımızı bizden daha iyi bildiği için, kurban kesmeyi bize emretmiştir. Kestiğimiz kurbanlar bizim sırat üzerinden kolaylıkla geçmemize vesile olacaktır.

        Bediüzzaman Hazretleri : “Nasıl vazife uğrunda mücâhede işinde telef olan bir nefere (askere) şahadet rütbesini veriyor ve kurban olarak kesilen bir koyuna ahirette cismani bir vücud-i baki Sırat üstünde sahibine Burak gibi bir bineklik mertebesini vermekle mükâfatlandırıyor.” (Sözler) diyerek bu konuya ışık tutuyor.

        Kurban kişileri dünyevi musibetlerden korumaya vesile olduğu gibi, etlerini fakirlere dağıtılmasıyla da; fakir ve zengin arasındaki sevgi ve kardeşlik hislerinin kuvvetlenmesine de vesile olur. Ayrıca, Kurban etinden, gelen komşulara, akrabalara ve misafirlere ikram edilmesi de onlar arasında sevgi saygı, muhabbet bağlarının kuvvetlenmesine vesile olur. Maksat et yemek de değil, rıza-i ilahiyi kazanmak ve insanlar arsında muhabbet bağlarını kuvvetlendirmek. Kurban eti ve bayramlar da buna vesile olur.

                                                                                           15 Aralık 2007

                                                                                           Yunus Koçak