SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

  İÇİMİZDEN BİRİ

          
ASIRLIK BİR İNSAN

                Mustafa CALAYIR  1331 (1915) Samat Köyü Gerede doğumluyum.Anam Hanife hanım ve babam Çakılların Kara Mustafa’nın üç çocuğundan biriyim.Kardeşlerimin adıda Zeynel ve Havva idi. Rahmetli  babam ben daha 2-3 yaşlarında iken Çanakkale Savaşlarında yaralanıp gazi olduktan sonra Ezine Hastanesine getirilerek orada şehit olmuş

Rahmetli anam da bizi  yokluk ve o dönemin zorlukları karşısında bizleri büyütüp okutmaya çalışmış.

Ben o zamanları 3 yıl kadar Osmanlıca yani eski yazıdan okurken 1922 yılında yeni alfabe yani şimdi yeni yazı geldikten sonra iki yıl daha okudum.

Hem Osmanlıca hemde Türkçe yazı yazar ve okurdum.Ama evladım şimdi ne yazacak ellerim ne okuyacak gözlerim görüyorsunuz yaşlılığı hani nerde o eski yıllarım.Gençliğinizin kıymetini bilin ve değerlendirin.

Okul hayatı bittikten sonra anama köy işlerinde hayvanların otlatılmasında ve diğer işlerde yardımcı oluyordum.Aynı zamanda yine o dönemlerde köyde imamlık yapan Hafız Osman’dan Kur’an ve fıkıh dersleri aldım. Anam ve hocalarımdan Allah razı olsun.

Askerliğimi 1.Ordu 3.Kolordu 28.Tümen 228.Hudut alayı 2.tabur 3.Bölükten Mustafa oğlu Mustafa Bolu derdim.Hiç unutmam bu künyeyi. Askerliğimi Edirne’de  yaparken ayaklarımdaki varislerden dolayı altı ay kadar bu vatana hizmet edebildim.

28 yaşımda Çakırların Kara Mustafagilden İbişgile damat girerek Seyit Mehmet’in kızı Durkadın hanımla dünya evine girdim. Mutlu yuvamızın 4 tatlı meyvesi oldu.üçü kız, bir erkek evlat olmak üzere.İşte hayatım boyunca rahmetlik anamın bizler için uğraşıp didindiği gibi bizde bu çocukların hayatını idame etmek için yokluklar içinde kimi zaman Karabükte demir işlerinde hamallık yaptım.Kimi zaman köyde hayvancılık , çiftcilik yaptım.Bıçkı biçtim.Ağalara gündelikçi yani tırpancılık  ot biçtim ,ekin biçtim.Orman işlerinde çalıştım.Öküz arabaları ile Ankara mal (tomruk) çekerdik.Tam 20 gün sürerdi oralardan gelirken de tuz gölünden arabalara tuz yükler Gerede’de satardık.Bugünkü Gerede’deki Yıldırım Beyazıt Camii 1944 depreminde zarar gördükten sonra tadilatında kullanılan ve şimdide halen duran direk ve onların üzerindeki desdekleride o zamanları para karşılığında Seyitali,Adalıgilin Yaşar ve ben getirdim.Camiiye her girdiğimde o zamanlar ve onlar aklıma gelir. O dönemler bir başkaydı zengini zengin,fakiride çok fakirdi.Hiç unutmam İmmiebe Eselerin ağa Celal vardı ona ekmek yoğururdu  evine dönerken ellerini yıkamayıp evde ellerinde kalan hamurdan çocuklarına çorba yapardı.Şimdi sizler o günleri masal sanırsınız.Teknoloji ilerledi Öküzün traktör,atın yerini taksi aldı.saban yerine 3-4’lü pulluk,düğen yerine patoz aldı.Ama bu teknoloji birde bizim dostluğumuzu,akraba ziyaretlerini,sevgi ve saygıyı da aldı.Bu değerleri vermeyin bu konuda teknolojiye yenik düşmeyin.

             Birde ta çocukluğumda köyde yöneticik yapan İmmiebe, Çukurgilin Zekiye,Kayışların Zelhe’lerden olsa gerek köyde yöneticilik yapmak istedim.Ama fakirdim yoksuldum fakirler muhtar olamazdı.Çünkü ozamanlar ağalar beyler vardı.Bir zamanlar İsmail KOÇAK zamanında azda olsa azalık yaptım. Son yıllarda ise bizim tecrübelerimizden istifade etmek ve fikir almak için gençlerimiz  muhtarlarımız hep ziyaret ederek görüşlertimizi almışlardır.

              Oğlum Halil yıllarca Gerkonsanda çalıştı ve emekli oldu.Bende O’nun yanına 1997 yılında geldim.O zamana kadar torunlar falan gelin dediler ama köy başka idi kopamadım,ayrılamadım.Yaş ilerleyice 1997 yılından itibaren yine yazları köyde kışlarıda Gerede’de geçirmeye çalıştım.Son bir yıldır yaş ilerledi hastalıklarım arttı artık çarşıya çıkamıyor camiye gidemiyorum.Köyüm başkaydı belki bu yaz iyileşirsem yine köyüme gidecem.Şöyle Çal bayırına çıkıp ordan köye, Sakartepe’ye Karaağaçlara.Yağdıya bakacam rüzgarın bağrıma vurup, güneşin tepemi ısıttığı,kuş seslerinin kulaklarımı inlettiği bir günde.
              İşte bu benim hayatım yaşlandım rahatsızım 3-5 yıl önce gelecektiniz.Artık hatırlayamıyorum.Hafızamı toparlayamıyorum.’’’’’ Dedi ve son noktayı koydu .Bunları anlatırken azda olsa zorlandı .Hafızasını yordu .Eski hatıraları canlandı bazen ağladı, bazen hüzünlendi,bazende güldü .Dile kolay acısıyla tatlısıyla bir asırlık ömür,Allah Mustafa CALAYIR amcaya acil şifalar versin

geredesamat@hotmail.com