SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

Yunus Baki KOÇAK

 
 

Namaz Alışkanlığı Kazanmak

       Nasıl ki bir hastalığa yakalandığımız zaman doktora gidip onun verdiği ilaçları, hastalığımızın durumuna göre; günler, aylar hatta yıllarca kullanarak o hastalığımızı tedavi etmeye çalışıyorsak, namaz kılmama hastalığından kurtulup, kılma alışkanlığı kazana bilmemiz için de bu konuyu çok iyi bilen âlimlerden veya büyük âlimlerin kitaplarından reçeteler çıkarıp, onları hayatımızda tatbik etme egzersizleri yaparak, namazdan lezzet alma alışkanlığı kazanmaya çalışmamız lâzımdır..

       Geçici olan dünya hayatı hakkında, geçici menfaatler uğruna çok bilgileri yılmadan, usanmadan, utanmadan soruyor, okuyor hatta okuluna veya kurslarına giderek öğreniyorsak; ebedi olan ahiret hayatımız hakkındaki bilgileri ve dinimizin direği olan namaz hakkındaki bilgileri de en az o hassasiyet içinde, hatta daha fazla itina göstererek öğrenmemiz lazımdır.

       İşte bu hassasiyet içinde öğrendiğimiz bilgileri, bu işin formüllerini sık sık hayatımıza tatbik eder ve bunun egzersizlerini yaparsak öyle bir gün gelir ki biz onun farkına bile varmadan, kendimizi o manevi havanın içinde buluruz.

       Sabahleyin erken kalkıp, sabah namazını kılan bir insan; o namazın manevi atmosferi içine girer. O namazın manevi havasının esrarengiz tesirinden kurtulmadan, öğle vakti gelir. Kul bu sefer öğle namazının manevi atmosferinin esrarengiz havasını solumaya başlar ve onun da manevi havasından uzaklaşmadan; ikindi, akşam ve yatsı namazlarının da manevi havasını aynı şekilde soluduktan sonra, o manevi hava içerisinde yatıp istirahatını yaptıktan sonra, sabahleyin kalkıp ikinci bir güne aynı hava içerisinde hatta biraz daha yoğunlaştırarak devam eder.. Buna bir de duha, evvabin ve teheccüt gibi namazları ilave edersek o atmosfer daha da yoğunlaşmış olur. Kişi öyle bir hale gelir ki, kendini o atmosferin dışına çıkarması imkânsız hale gelir.

       Evet, işte bu haleti ruhiye içindeki bir insanın günah işlemesi düşünülebilir mi?

       “Mü’min güzel namaz kıldığında o namaz günahlarını yakıp mahv ettikten sonra ahirette günahlarından temizlenmek için cehennem ateşine girmez.” (İslam’ın Nurları 35)

       “Resûlullah: Sizden biriniz namaz kılar, kıldığı namazın üçte birisi yahut dörtte, beşte, altıda birisi yazılır; hatta onda birisi. Yani namazda huzur ettiği kısımları yazılır, namazda gafil bulunduğu kısımlardan hiç birisi yazılmaz.”(İslam’ın Nurları 170)

       “Eğer namazın ta evvelinden yani iftitah tekbirinden sonuna kadar huzuru kalp bulunmaz ise o namazın iadesi, yeniden bir daha kılınması farz olur. (İslam’ın Nurları 171)

       “Gafil olan kimselerin namazlarının red olunmasından korkulur. Lakin Allah’ü Teâlâ Hazretlerinin bağışlayıp kabul buyurması ümit olunur.” (İslam’ın Nurları 172)

                                                               20 Ocak 2008