|
Namaz Alışkanlığı Kazanmak
Nasıl ki bir
hastalığa yakalandığımız zaman doktora gidip onun verdiği ilaçları,
hastalığımızın durumuna göre; günler, aylar hatta yıllarca kullanarak o
hastalığımızı tedavi etmeye çalışıyorsak, namaz kılmama hastalığından
kurtulup, kılma alışkanlığı kazana bilmemiz için de bu konuyu çok iyi bilen
âlimlerden veya büyük âlimlerin kitaplarından reçeteler çıkarıp, onları
hayatımızda tatbik etme egzersizleri yaparak, namazdan lezzet alma alışkanlığı
kazanmaya çalışmamız lâzımdır..
Geçici olan dünya hayatı hakkında, geçici menfaatler uğruna çok bilgileri
yılmadan, usanmadan, utanmadan soruyor, okuyor hatta okuluna veya kurslarına
giderek öğreniyorsak; ebedi olan ahiret hayatımız hakkındaki bilgileri ve
dinimizin direği olan namaz hakkındaki bilgileri de en az o hassasiyet içinde,
hatta daha fazla itina göstererek öğrenmemiz lazımdır.
İşte bu hassasiyet içinde öğrendiğimiz bilgileri, bu işin formüllerini sık sık
hayatımıza tatbik eder ve bunun egzersizlerini yaparsak öyle bir gün gelir ki
biz onun farkına bile varmadan, kendimizi o manevi havanın içinde buluruz.
Sabahleyin erken kalkıp, sabah namazını kılan bir insan; o namazın manevi
atmosferi içine girer. O namazın manevi havasının esrarengiz tesirinden
kurtulmadan, öğle vakti gelir. Kul bu sefer öğle namazının manevi atmosferinin
esrarengiz havasını solumaya başlar ve onun da manevi havasından uzaklaşmadan;
ikindi, akşam ve yatsı namazlarının da manevi havasını aynı şekilde soluduktan
sonra, o manevi hava içerisinde yatıp istirahatını yaptıktan sonra, sabahleyin
kalkıp ikinci bir güne aynı hava içerisinde hatta biraz daha yoğunlaştırarak
devam eder.. Buna bir de duha, evvabin ve teheccüt gibi namazları ilave
edersek o atmosfer daha da yoğunlaşmış olur. Kişi öyle bir hale gelir ki,
kendini o atmosferin dışına çıkarması imkânsız hale gelir.
Evet, işte bu haleti ruhiye içindeki bir insanın günah işlemesi düşünülebilir
mi?
“Mü’min güzel namaz kıldığında o namaz günahlarını yakıp mahv ettikten sonra
ahirette günahlarından temizlenmek için cehennem ateşine girmez.”
(İslam’ın Nurları 35)
“Resûlullah: Sizden biriniz namaz kılar, kıldığı namazın üçte birisi yahut
dörtte, beşte, altıda birisi yazılır; hatta onda birisi. Yani namazda huzur
ettiği kısımları yazılır, namazda gafil bulunduğu kısımlardan hiç birisi
yazılmaz.”(İslam’ın
Nurları 170)
“Eğer namazın ta evvelinden yani iftitah tekbirinden sonuna kadar huzuru kalp
bulunmaz ise o namazın iadesi, yeniden bir daha kılınması farz olur.
(İslam’ın Nurları 171)
“Gafil olan kimselerin namazlarının red olunmasından korkulur. Lakin Allah’ü
Teâlâ Hazretlerinin bağışlayıp kabul buyurması ümit olunur.”
(İslam’ın Nurları 172)
20 Ocak 2008
|