|
Mutlak
itaat, mukayyet itaat
İnsanlık tarihi yönetenler ve yönetilenler
tarihi olmuştur adeta.
Tarih boyunca kimi insanlar diğerlerinin içinden sivrilerek bir şekilde
yönetici olmayı başarmışlardır. Bu bağlamda tarih de birçok lider
islamın emrettiği içinizden olan emir sahiplerine itaat edin buyruğunu
bilerek veya bilmeyerek yanlış yorumlayarak kendisine mutlak itaat
edilmesini istemişlerdir.
Bunun birçok
örneğini gerek İslam tarihinde gerekse dünya tarihinde
görebilmekteyiz. Hatta günümüzde bile demokrasiden bahseden birçok
liderin kendisine mutlak itaat edilmesini beklediğini biliyoruz.
Konuya İslami
açıdan baktığımız zaman mutlak itaat sadece Allah'a ve
O'nun elciliğini yapan Peygambere (as)a emredilmiştir. Hatta bazı
rivayetlerde Ashabı Kiramın Peygamber (as)in bazı emirlerine itiraz
ettikleri, ve Hz. Muhammed (as)e bu emrin vahiy olup olmadığını
sordukları anlatılır. Hz. Peygamberin vahye dayanan tüm emirlerinde
Ashabı Kiramın kimi zaman hoşlarına gitmese de mutlak itaat ettikleri
görülür. Ancak vahye dayanmayan emirlerinde ise kendi görüşlerini de
bildirerek bir istişare sonunda karar aldıklarını birçok rivayetten
anlıyoruz.
Peygamber (as)den sonraki dört halife devrini baktığımız zaman ise,
Müslümanların liderlerine mutlak değil ama mukayyet itaat ettiklerini
görürüz. Mukayyet itaat şartlı itaattir. İnsanları adaletli bir
şekilde yönetmeyen, halkına zulüm yapan bir lidere Müslüman da olsa
itaat edilmez. Yine islama açıkça aykırı emirler veren bir lidere de
itaat edilmez. Hz. Ebubekir halife olurken, bir yaslı Müslüman "Ey
Ebubekir, şayet bizi islama uygun şekilde yönetirsen ne ala, aksi
takdirde seni su elimdeki değnek ile düzeltirim" dediği rivayeti
meşhurdur. Allahın içinizden olan emir sahiplerine itaat edin
buyruğunu doğru anlayan basta dört büyük halife Müslümanlardan mutlak
değil, mukayyet itaat beklemişlerdir.
Maalesef günümüzde de itaati "gassalin önündeki mevta" olmak gibi
anlayan ve uygulamak isteyen birçok yönetici mevcuttur. Peygamberlik
müessesi kapandığına göre hiç bir insanin veya liderin sözleri
hikmetinden sual olmayan sözler ve emirler olarak kabul edilemez. Her
insan yanılabilir, yanlış yapabilir. Bunun yanında vahim olan bir konu
ise bu tür liderlerin kiminin maalesef dinide kullanarak, kendine
itaat etmeyen, onun fikirlerine katılmayanları dini anlamda yanlış
yola sapmak ile suçlamalarıdır.
Bu bağlamda, ufuk
ve vizyon sahibi bir müslümanin geniş düşünmesi ve
mutlak itaat ile mukayyet itaati arasındaki farkı iyi anlaması, her
insanin olduğu gibi her liderin veya cemaatinde doğruları ve
yanlışları olabileceğini bilmesi gerekmektedir.
28.10.2010
DİĞER YAZILARI
Avrupa Nereye Gidiyor ?
İslamofobi
Bir Gurbetçi Gözüyle Türkiye Haberleri
Almanya ve Berlin'deki Vatandaşlarımızın
Durumu
Uzakdaki
Yakınlarımız
|