GEREDE
Giriş Sayfası Yap
Misafir Kalemler Nur ULU- Ankara
Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır!
Yaradan’ın bize verdiği iyi şeyler için şükürler hamd ü senalar ediyoruz(!) hani aklımıza geldikçe en azından. “Allah’ım ne iyisin, bizi ne çok seviyorsun, şükürler olsun sana verdiklerin için.” Rabbimizin bizi sevdiğini bize değer verdiğini düşünüp mutlu oluyor karşılıksız bırakmamak içinde teşekkür ediyoruz.
Ama tam tersi olunca yani başımıza gelen zorluklar ve felaketler karşısında aynı tavrı sergileyebiliyor muyuz? Çoğu zaman yaygarayı basıp isyan bayrağını çekiyoruz. “Allah’ım ben senin kulun değil miyim, neden hep benim başıma geliyor? O kadar da dua etmiştim boşuna mıydı, duymadın mı sesimi?” haşa önceden pazarlığı yapılıp alınan malın arızalı çıkmasından yakınır gibi bir hal alıyoruz.
Ancak unutulan nokta şu ki iyinin de kötünün de tek sahibi olan rabbimizin bütün rahmeti bir. Başımıza gelen iyi şeylerde, karşılaştığımız hayırlarda rabbimiz bize hediyelerle, güzel ve hoş ikramlarla rahmet gönderiyor demektir. Yani Rabbimiz bize cemal sıfatıyla rahmet diyor demektir. bunun karşılığında insanların yapması gereken Rabbinin ve kendinin kim olduğunu hatırlayıp bunu tekrarlayıp Allah’a kulluk mertebesine ulaşmaktır.
Başımıza gelen kötü şeyler, karşılaştığımız felaketler ise yine aynı rahmetin meyveleridir. Rabbimiz bu kez bize sıkıntılarla, zorluklarla rahmetini gönderiyor. Yani celal sıfatıyla rahmet ediyor. Ve yine kulun yapması gereken kendini ve rabbini bilmektir. Bunu söylemektir.
Yani Allah(c.c.) bizi rahmetiyle imtihana sokuyor. Sınavın mahiyeti ne olursa olsun: ister hayır, ister şer. Soru aynı: ben kimim, sen kimsin.
Ve cevap her zaman aynı sen benim rabbimsin bense senin aciz kulunum.
Hayrında şerrinde rabbi bir, membaı aynı. Işığın olmadığı yerde gölge olmaz. Bu yüzden başımıza gelen kötü şeyler(!) karşısında yapmamız gereken gölgeye bakıp ışığın kaynağının varlığını hatırlamaktır. Ve bu bilinçle Allah’ın bize sorduğu suallere cevap vermektir. İşte âşıklar bu bilince eriştiklerinden Yaradanın kahrını da aşkla karşılamışlar ve bunu sözlerine de dökmüşler. Yazımıza bir aşığın sözüyle son verelim…
Gelse celalinden cefa Yahut cemalinden vefa, İkisi de cana safa: Kahrın da hoş, lütfun da hoş.
(yunus emre) Nur Ulu
Diğer Yazıları
Türklük ve İslamiyet
İkra
geredesamat@hotmail.com
ANASAYFA 1280*800 Ekran Çözünürlüğünde hazırlanmıştır.
Copyright © 2007