Samat Köyü

GEREDE

 ANASAYFAFOTO GALERİZİYARETÇİ DEFTERİVİDEOLARHABER ARŞİVİLETİŞİM

 

   Giriş Sayfası Yap

 

 Menü
 Anasayfa
 
Foto Galeri
 Tarih
 
Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 
Örf ve Adetler
 
Eğitim
 
Edebiyat
 
Ekonomi
 
Ulaşım
 
Spor
 
Tesislerimiz
 
Köy Yönetimi
 
Telefon Rehberi
 
Ziyaretçi Defteri
 
Radyo ve Tv
 
İlan ve Reklam
 
Linkler
 
Sohbet
 
Videolar
 
Haber Arşiv
 
Site İletişim


 

ÖRF VE ADETLERİMİZ

 

               Genel olarak: Eskiden sabahleyin erken kalkılır, besmele ile kapılar açılır, bolluk ve bereket için dualar edilir, bilhassa çocuklara dua ettirmeye özen gösterilirdi. Gün doğmadan çeşmelerden sular doldurulur, mübarek günlerde gün doğmadan önce doldurmaya daha fazla özen gösterilir, gün doğmadan dolan suyun zemzem gibi şifa olacağına inanılırdı. Akşam herkes işini bitirip eve girer, gün battıktan sonra kapılar açık bırakılırsa, eve uğursuzluk ve şeytanların gireceğine inanılırdı.
Gelin kayınpederinin ve büyüklerin yanında 8-10 sene sesli konuşmaz, eve bir misafir gelse gelin ayakta süzülür (dikelir) “kızım otur” demeyince oturamazdı. El yüz yıkayanlara gelin peşkir verir, (Bilhassa kışın sobada ısıtarak peşkir verilir, gelinin olmadığı yerde ise, evin küçükleri verirdi.) gelin sabahleyin erken kalkar, kayın pederinin sobasını yakar, sofraya herkesten sonra oturur, ibriği yanına alıp isteyenlere su verir, su verirken el göğüs üzerine konur, velhasıl gelin hem ev halkına ve hem de gelen yakın misafire hizmeti görev bilir, evin büyükleri yatmayınca da gelin yatamazdı.. Gelin bir yere gideceği zaman, kayın pederinden izin almayınca gidemez, izin verilirse el öpülerek gidilir ve geldiği zaman gelin tekrar el öperdi. Oğlan pederinin izni olmadan kolay kolay gelini boşayamazdı. Boşanma olayları çok nadir görülür ve mutlu bir hayat yaşanırdı.
Gençler yaşlıların yanında ayak bacak uzatmaz, laubali konuşmaz, gayet ciddi olmaya özen gösterirlerdi. Erkeklerin saç uzatması, kendinden daha yaşlıların yanında başını açmaları bile çok ayıp ve saygısızlık sayılırdı. Bu konu ile ilgili yaşanmış örnek bir hatıra; Niyazi Alkan Ankara’da bir mahkemeye girer ve hakim; “Bu ne vaziyet böyle başında şapka falan” diye azarlayınca Niyazi Alkan; “Hakim bey, bizim memlekette bir büyüğün yanına girerken ceketinin önü iliklenir, üstüne başına düzen verilir, başındaki şapka düzeltilir ve öyle girilir, bizde büyük yanına başı açık girmek ayıptır” diyince, hakim ses çıkarmaz.
Eskiden kim olursa olsun birinin kapısına varıp, “Misafir kabul eder misiniz?” denildiğinde hemen “buyur” denilirdi. Köy oturma odasında misafir için yatak-yorgan bulunur, misafirin hayvanı için de oturma odasının altında ahır vardı. Camiye günde üç öğün yemek çıkar, yemeği gelen misafir, köy imamı, korucu ve köyün ihtiyarları oturarak beraber yerlerdi. Bu adet halen köyümüzde devam etmektedir.
Cenaze ve bayramlarda cemaatin durumuna göre herkes sofra çıkarır, gelen misafirler ağırlanırdı. Bugün cenazelerde yemek; köy derneği adına çıkıyor. Bayramlarda ise yemek çıksa da eski rağbeti görmüyor.
Fırından taze ekmek çekince, “kokar, günah” diye yakında olan, yoldan geçen kimselerin önüne geçilir, taze ekmekten ikram edilirdi. Somun ekmeğinin yanında birkaç tane pide yapmak da geleneklerimiz arasındaydı. Her ekmekte bir sonraki ekmek için maya saklanırdı.
Kandil günlerinde gözleme ve helva yapılır, gözlemeleri komşular birbirlerine dağıtırlar, öğle ezanından sonra da bir tabağa basılmış helva ile birkaç gözleme camiye gönderilir, orada açılmış bir yaygı üzerinde birbirine karıştırılarak tekrar birer miktar helva getirenlere verip diğer kısmı da köyün fakirlerine dağıtılırdı.
1970’li yıllardan önce 20 kişiden fazla aileler vardı. Evin en yaşlısı evi yönetir, ona asla itiraz olmazdı. Evlerde ocakbaşı denilen ve ateşe yakın yerlere kaba minderler konur, evin en yaşlısı o minderlere otururdu. Eve bir misafir geldiği zaman, “ocakbaşıya” misafir buyur edilirdi. Ocakbaşı en yüksek makam olarak kabul edilir, misafir ve yaşlılar dururken oraya oturanlar için, onları aşağılayıcı hikâyeler anlatılırdı.

Yabancı köylerden alınan gelinlere ismiyle çağrılmaz, köyünün ismiyle çağrılırdı; Hacılarlı, Salurlu, Geçitlerli vb.
Çok eski yıllarda kadınlar kavga ederlerken birbirlerine karşı küfretmez; “Kötü garı, küllüğe küllü garı, cemberi isli garı” gibi sözler söylendiği ifade edilirdi.

 

              

geredesamat@hotmail.com

 

                                                                                                                                ANASAYFA                                                 1280*800 Ekran Çözünürlüğünde hazırlanmıştır.

Copyright © 2007