SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

HATIRALAR        Ahmet TINMAZ / Fransa

 

BİR SARIM  TÜTÜN             

Yıl sanıyorum dokuz elli dokuz. Ben ilkokul son sınıf öğrencisiyim. Mahallemizde  O zamanlar Eselerin! Baki Melleş, yeni soyadları , Baki Eroğlu’ nun hala hayatta olan evi yapılmakta.

  Birçok konu komşu bir akşamüzeri toplanmışlar hâldan hatırdan bir şeyler konuşuyorlardı. İşte o toplantıda, rahmetli Kemal Eroğlu amca anlatmıştı. Ben bunu bizzat kendinden dinlediğimi kendi  duyarlılığıma göre çevrelemeye  yazmaya çalışıyorum.

   Kemal amcanın Rahmetli babası Deli Hafızın sigarasının (sigarasının değilde Tütününün)   tükendiği günlerden bir günde, bir sarım tütün derdine düşmüş.

  Şunu açıklamaya çalışayım. Öncelikle ortamda sigara bulunmuyormuş.Birde kaçak tütün hani altın sarısı  denilen ,sanıyorum Bitlis ilimizin meşhur altın sarısı ince kıyım tütünü revaçta  o zaman da.  Fakat kaçak eşkaresi filan  yok  saklı satılıyor. Onu da ben diyenin bulması dahi zor mu zor. Yalnız bu tütünün o zaman sadece birinde o günlerde olma ihtimali var.

  Deli Hafız amca bu tütünün Hacılar Köyünde o zaman ki lakabı koca Tevfik, sonra Hacı Tevfik olmuş ve denilmişti. Tütünün onda olduğunu öğreniyor karakol başçavuşundan.  Ve o zaman ki en küçük oğlu Rahmetli Rafet amcaya,

-----Oğlum Rafet, hadi hacılar git Koca Tevfik dayında tütün var ondan biraz versin de al gel. Deli Havız emmi kendisi  dokuz yüz yetmiş dörtte  çıkan karşı mahalle yangının da yanan o eski köy konağı niteliğini taşıyan konağın en üst katında  oturuyor.Tabi yanında  Kemal amca ve bir iki aile efradından insanlar var.O an  Hafız emmi başının altına bir yastık isteyip sigarasızlığın verdiği zulmetten kurtulmaya çalışırken bir yandan da kendi kendine bir nevi sayıklıyor.

----Hah işte Rafet ayakkabılarını giydi.Evin dış kapısından çıktı. Nuhgile  doğru yürüyor oldukça da hızlı gidiyor benim oğlum  ne de olsa biliyor ki babasının tütünü yok.İşte topçunun kuyuya doğru dikildi. Topçunun kuyuyu geçti Hacılar yoluna ayrıldı.Aferin oğlum oldukça hızlı  maşallah.İşte bu benim oğlum Salur köyü kavşağına vardı. Aha Balıkçıl bayırından aşağı doğru dikildi.Hacılar mezarlığına vardı varacak.Ha oğlum gayret.Maşallah oğlanda oldukça hızlı hani.Bak bak neredeyse Marguşa çayının Hacılar köy köprüsüne varmak üzere.Tamam,tamam köprüyü geçti.Eski Memet’tin değirmenini yanına vardı.Aman oğlum Bu Eski Memet lafcı dır  lafa dakışma ne olur.İyi ki eski Memet di görmedi, ortalar da yok. Yoksa iki saat hal hatır edeceğim diye oğlanı oyalardı.Tamam  oğlan  Koca Tevfik’in kapısında.Tevfik’te işe bak köğçü de (avluda)

 Rafet selamımı söyleyip, tütüne geldiğini  söyledi. Tevfik’te tamam  deyip epeyce bir tütünü paketleyip oğlana verdi.Oğlan tütünü alıp geri                           döndü.   İşte son hızla geri  yola koyuldu geliyor. İşte Hacılar  köy mezarlığını geçti Balıkçıl yokuşunu çıkmak üzere. Hah tamam Salur yolu kavşağını da geçti.Ha oğlum gayret.Baban gidiyor dumansızlıktan.  Ha oğlum Rafet.  Ya sabır oğlan topçunun kuyuyu geçti geliyor. Hah işte Nuh gilin evlerinin ardında.Aman oğlum çabuk.Ha işte Çukur Hasangilin evlerini de geçti,tamam sanıyorum dış kapıdan girdi girecek.

   Deli Havız emmi bu kuruntular içinde bir kuvvetle  yattığı yerden doğrulur oda kapısın aralar aşağı bir ümitle bağırır,

-----Oğlum Rafet geldin mi? Aşağıdan oğlu Rafet cevap verir,

----Daha ayakkabılarım giyiyorum baba ….                            A.TINMAZ

 GERİ