|
BİR SARIM TÜTÜN
Yıl
sanıyorum dokuz elli dokuz. Ben ilkokul son sınıf öğrencisiyim. Mahallemizde
O zamanlar Eselerin! Baki Melleş, yeni soyadları , Baki Eroğlu’ nun hala
hayatta olan evi yapılmakta.
Birçok konu komşu bir akşamüzeri toplanmışlar hâldan hatırdan bir şeyler
konuşuyorlardı. İşte o toplantıda, rahmetli Kemal Eroğlu amca anlatmıştı. Ben
bunu bizzat kendinden dinlediğimi kendi duyarlılığıma göre çevrelemeye
yazmaya çalışıyorum.
Kemal amcanın Rahmetli babası Deli Hafızın sigarasının (sigarasının değilde
Tütününün) tükendiği günlerden bir günde, bir sarım tütün derdine
düşmüş.
Şunu açıklamaya çalışayım. Öncelikle ortamda sigara bulunmuyormuş.Birde kaçak
tütün hani altın sarısı denilen ,sanıyorum Bitlis ilimizin meşhur altın
sarısı ince kıyım tütünü revaçta o zaman da. Fakat kaçak eşkaresi
filan yok saklı satılıyor. Onu da ben diyenin bulması dahi zor mu
zor. Yalnız bu tütünün o zaman sadece birinde o günlerde olma ihtimali var.
Deli Hafız amca bu tütünün Hacılar Köyünde o zaman ki lakabı koca Tevfik,
sonra Hacı Tevfik olmuş ve denilmişti. Tütünün onda olduğunu öğreniyor karakol
başçavuşundan. Ve o zaman ki en küçük oğlu Rahmetli Rafet amcaya,
-----Oğlum Rafet, hadi hacılar git Koca Tevfik dayında tütün var ondan biraz
versin de al gel. Deli Havız emmi kendisi dokuz yüz yetmiş dörtte
çıkan karşı mahalle yangının da yanan o eski köy konağı niteliğini taşıyan
konağın en üst katında oturuyor.Tabi yanında Kemal amca ve bir iki
aile efradından insanlar var.O an Hafız emmi başının altına bir yastık
isteyip sigarasızlığın verdiği zulmetten kurtulmaya çalışırken bir yandan da
kendi kendine bir nevi sayıklıyor.
----Hah işte Rafet ayakkabılarını giydi.Evin dış kapısından çıktı. Nuhgile
doğru yürüyor oldukça da hızlı gidiyor benim oğlum ne de olsa biliyor ki
babasının tütünü yok.İşte topçunun kuyuya doğru dikildi. Topçunun kuyuyu geçti
Hacılar yoluna ayrıldı.Aferin oğlum oldukça hızlı maşallah.İşte bu benim
oğlum Salur köyü kavşağına vardı. Aha Balıkçıl bayırından aşağı doğru
dikildi.Hacılar mezarlığına vardı varacak.Ha oğlum gayret.Maşallah oğlanda
oldukça hızlı hani.Bak bak neredeyse Marguşa çayının Hacılar köy köprüsüne
varmak üzere.Tamam,tamam köprüyü geçti.Eski Memet’tin değirmenini yanına
vardı.Aman oğlum Bu Eski Memet lafcı dır lafa dakışma ne olur.İyi ki
eski Memet di görmedi, ortalar da yok. Yoksa iki saat hal hatır edeceğim diye
oğlanı oyalardı.Tamam oğlan Koca Tevfik’in kapısında.Tevfik’te işe bak
köğçü de (avluda)
Rafet selamımı söyleyip, tütüne geldiğini söyledi. Tevfik’te tamam
deyip epeyce bir tütünü paketleyip oğlana verdi.Oğlan tütünü alıp geri
döndü. İşte son hızla geri yola
koyuldu geliyor. İşte Hacılar köy mezarlığını geçti Balıkçıl yokuşunu çıkmak
üzere. Hah tamam Salur yolu kavşağını da geçti.Ha oğlum gayret.Baban gidiyor
dumansızlıktan. Ha oğlum Rafet. Ya sabır oğlan topçunun kuyuyu geçti
geliyor. Hah işte Nuh gilin evlerinin ardında.Aman oğlum çabuk.Ha işte Çukur
Hasangilin evlerini de geçti,tamam sanıyorum dış kapıdan girdi girecek.
Deli Havız emmi bu kuruntular içinde bir kuvvetle yattığı yerden
doğrulur oda kapısın aralar aşağı bir ümitle bağırır,
-----Oğlum Rafet geldin mi? Aşağıdan oğlu Rafet cevap verir,
----Daha ayakkabılarım giyiyorum baba ….
A.TINMAZ
GERİ
|