SAMAT

KÖYÜ

GEREDE

 BOLU

Dünyaya

Açılan

İlk ve Tek

Pencereniz

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 
 

 

 EDİTÖR         Yaşar DİNÇ      

               

 UZAKLARDAKİ KÖYÜM

               Bilmem nasıl anlatayım nasıl yazayım köyümü. Bunları yapmak da benim ne haddime, bana mı kalmış .Onlarca eğitimcilerimiz hocalarımız varken,ne yapalım onlar yazmayınca acizane bizde duygularımızı bazen böyle olur olmaz karalayıp geçiyoruz. Ama acısı tatlısı ,gülü dikeni,çiçeği böceği,kurdu kuşu ,yazı kışı güzeldir benim köyümün. Çocukluk yılarında düşmüşüz çoğumuz gurbete,el diyarlarına ,yokluk fakirlik atmış bir çoğumuzu belki de, memleketimin bir ucundan bir ucuna. Daha yetmemiş gibi kimi insanımızı da yabancı ülkelere savurmuş kuruyan bir yaprak gibi  köyümün rüzgarları, ama olsun sonuç ta nerede olursak olalım bizler Samatlı değilmiyiz.  Dönmeyecekmiyiz köye öyle yada böyle.

          

         Gurbetin verdiği hasret, ananın bebeğine duyduğu özlemi, toprağın suya çektiği hasreti, mecnunun Leyla ya olan sevdası gibi bir çoğumuz köy sevdası köy hasreti çekiyoruz.Şartlar bir türlü köye bırakmıyor bizi. Çocukluğunun geçtiği mahalleyi köyü düşün hayal et bir kere, oynadığın oyunları ,okul yıllarını anımsa bir kere, köy büyüklerinden yaşlılardan saygından ötürü korktuğun kaçtığın günleri hatırla….. Ama şimdi öyle değil ,ne o oyunlar kaldı ne o  yankılanan türküler,ne o kaçak çocuklar,hepsi bitti bir şeyler aldı götürdü. Sensizlik ve sessizlik hakim olmuş köyüme. Oyunlarımızı , kültürümüzü bilgisayarlar televizyonlar almış, çocuklarımızı dersen iyi bir gelecek umudu ile şehirler aldı götürdü. Bizden büyükler anlatırdı bende hayal meyal hatırlıyorum eski yanan odada küçükler baş köşeye oturmak şöyle dursun kapı arkasına diz çöküp saatlerce oturulurdu saygı sevgi vardı. Şimdi gençlere böyle bir şey anlatınca gülüp öğle saygı mı olur diyorlar. Bilmem artık yorum sizlerin. Büyükleri görünce sokak değiştiren gençlik şimdilerde el de sigara amcadan dededen ateş isteyebiliyor. En güzel bir şekilde okusun meslek sahibi olsun adam gibi adam yetiştirmek için köyde iki ineği, üç beş tavuk ördeği satıp kapılara kilit vurup gelmedik mi bu şehre bu kasabaya . Geldiğimiz gün kınadığımız şehir hayatının farklı kültürlerini şimdi biz fazlası ile yapmıyormuyuz .

               Öyle alıştık şaşaalı caddelerine ,geceleri yanıp sönen ışıklarına  bu şehrin bu kasabanın, adeta gökteki yıldızları da , köyümüzü, evimizi, yolumuzu, benliğimizi unuttuk, yada unutturdular.Hani ilk gittiğimizde komşunun düğününe sünnetine özel günlerde hele hele o köy bayramlarını hiç atlatmadan köyümüzde geçirirdik. Ama daha sonra bu düğüne bu bayrama gitmeyelim deyip kaldık şehrin beton yığınları arasında, kapıları açılmayan bayram ziyaretinin ne olduğunu bilmeyen bu şehrin kapıları arkasında ve akşamlar olsun diye bekleyip durduk . İki yıl üç yıl derken tamamen unuttuk köyü, köy bayramlarını komşu düğünlerini cenaze merasimlerini öyle değil mi.Unuttuk ama bir çok sebep sayar gönüllerini alırız. İşte çocukların okulu, ekonomik kriz işerlimin yoğunluğu  diye sıralar gideriz. Sebep aradıktan sonra onlarca sayarız.

        

            Köyüm güzel köyüm, gelen de olmasa güzeldir o,sensizde kalsa sessiz de kalsa güzeldir o, baharda yazda kışta gelir diye hep bizi bekliyor. Çiçeklerini kuşlarını bağrına almış sessiz sessiz bizleri bekler olmuş uzaklardaki köyüm. Kırlarındaki çiçekleri böcekleri yemyeşil ovası bayırı çayırı dağı sessiz kalmış kendine kapanmış halde bizi bekler olmuş Sokakları bomboş kalmış geceleri ıssız olmuş evlerinin bacalarından dumanlar tütmez olmuş bir garipsemiş uzaklardaki köyüm. Yolları yapılmış gelip geçen yok, kilometrelerce uzak dağlardan suyunu almış içenler yok kimsesiz yorgun düşmüş uzaktaki köyüm.

              Biz gelmesek te gitmesekte o uzaktaki köyüm bir ananın yavrusunu bağrına bastığı gibi  bir gün bizi oda bağrına alacak. Sen yıllardır yoktun şimdi niye geldin demeyecek diyemeyecek kimilerini aşağı kimilerini de yukarı mezarlıkta bağrına alacaktır unutmayalım 15,08,2008

 

GERİ