|
UZAKLARDAKİ
KÖYÜM
Bilmem nasıl anlatayım nasıl yazayım köyümü.
Bunları yapmak da benim ne haddime, bana mı kalmış .Onlarca eğitimcilerimiz
hocalarımız varken,ne yapalım onlar yazmayınca acizane bizde duygularımızı
bazen böyle olur olmaz karalayıp geçiyoruz. Ama acısı tatlısı ,gülü
dikeni,çiçeği böceği,kurdu kuşu ,yazı kışı güzeldir benim köyümün. Çocukluk
yılarında düşmüşüz çoğumuz gurbete,el diyarlarına ,yokluk fakirlik atmış bir
çoğumuzu belki de, memleketimin bir ucundan bir ucuna. Daha yetmemiş gibi
kimi insanımızı da yabancı ülkelere savurmuş kuruyan bir yaprak gibi
köyümün rüzgarları, ama olsun sonuç ta nerede olursak olalım bizler Samatlı
değilmiyiz. Dönmeyecekmiyiz köye öyle yada böyle.
Gurbetin
verdiği hasret, ananın bebeğine duyduğu özlemi, toprağın suya çektiği
hasreti, mecnunun Leyla ya olan sevdası gibi bir çoğumuz köy sevdası köy
hasreti çekiyoruz.Şartlar bir türlü köye bırakmıyor bizi. Çocukluğunun
geçtiği mahalleyi köyü düşün hayal et bir kere, oynadığın oyunları ,okul
yıllarını anımsa bir kere, köy büyüklerinden yaşlılardan saygından ötürü
korktuğun kaçtığın günleri hatırla….. Ama şimdi öyle değil ,ne o oyunlar
kaldı ne o yankılanan türküler,ne o kaçak çocuklar,hepsi bitti bir şeyler
aldı götürdü. Sensizlik ve sessizlik hakim olmuş köyüme. Oyunlarımızı ,
kültürümüzü bilgisayarlar televizyonlar almış, çocuklarımızı dersen iyi bir
gelecek umudu ile şehirler aldı götürdü. Bizden büyükler anlatırdı bende
hayal meyal hatırlıyorum eski yanan odada küçükler baş köşeye oturmak şöyle
dursun kapı arkasına diz çöküp saatlerce oturulurdu saygı sevgi vardı. Şimdi
gençlere böyle bir şey anlatınca gülüp öğle saygı mı olur diyorlar. Bilmem
artık yorum sizlerin. Büyükleri görünce sokak değiştiren gençlik şimdilerde
el de sigara amcadan dededen ateş isteyebiliyor. En güzel bir şekilde okusun
meslek sahibi olsun adam gibi adam yetiştirmek için köyde iki ineği, üç beş
tavuk ördeği satıp kapılara kilit vurup gelmedik mi bu şehre bu kasabaya .
Geldiğimiz gün kınadığımız şehir hayatının farklı kültürlerini şimdi biz
fazlası ile yapmıyormuyuz .
Öyle alıştık şaşaalı caddelerine ,geceleri yanıp sönen ışıklarına bu şehrin
bu kasabanın, adeta gökteki yıldızları da , köyümüzü, evimizi, yolumuzu,
benliğimizi unuttuk, yada unutturdular.Hani ilk gittiğimizde komşunun
düğününe sünnetine özel günlerde hele hele o köy bayramlarını hiç atlatmadan
köyümüzde geçirirdik. Ama daha sonra bu düğüne bu bayrama gitmeyelim deyip
kaldık şehrin beton yığınları arasında, kapıları açılmayan bayram
ziyaretinin ne olduğunu bilmeyen bu şehrin kapıları arkasında ve akşamlar
olsun diye bekleyip durduk . İki yıl üç yıl derken tamamen unuttuk köyü, köy
bayramlarını komşu düğünlerini cenaze merasimlerini öyle değil mi.Unuttuk
ama bir çok sebep sayar gönüllerini alırız. İşte çocukların okulu, ekonomik
kriz işerlimin yoğunluğu diye sıralar gideriz. Sebep aradıktan sonra
onlarca sayarız.
Köyüm güzel köyüm, gelen de olmasa güzeldir o,sensizde kalsa sessiz de kalsa
güzeldir o, baharda yazda kışta gelir diye hep bizi bekliyor. Çiçeklerini
kuşlarını bağrına almış sessiz sessiz bizleri bekler olmuş uzaklardaki
köyüm. Kırlarındaki çiçekleri böcekleri yemyeşil ovası bayırı çayırı dağı
sessiz kalmış kendine kapanmış halde bizi bekler olmuş Sokakları bomboş
kalmış geceleri ıssız olmuş evlerinin bacalarından dumanlar tütmez olmuş bir
garipsemiş uzaklardaki köyüm. Yolları yapılmış gelip geçen yok,
kilometrelerce uzak dağlardan suyunu almış içenler yok kimsesiz yorgun
düşmüş uzaktaki köyüm.
Biz gelmesek te
gitmesekte o uzaktaki köyüm bir ananın yavrusunu bağrına bastığı gibi bir
gün bizi oda bağrına alacak. Sen yıllardır yoktun şimdi niye geldin
demeyecek diyemeyecek kimilerini aşağı kimilerini de yukarı mezarlıkta
bağrına alacaktır unutmayalım 15,08,2008
GERİ
|