Samat Köyü

GEREDE

Anasayfa    Foto Galeri   Ziyaretci Defteri  Sohbet  Haber Arşivi  İletişim  

Giriş Sayfan Yap

Ana Menü

 Ana Sayfa
 Foto Galeri
 Tarih
 Coğrafi Durum
 Yaylacılık
 Örf ve Adetler
 Eğitim
 Edebiyat
 Ekonomi
 Ulaşım
 Spor
 Tesislerimiz
 Köy Yönetimi
 Telefon Rehberi
 Ziyaretçi Defteri
 Radyo ve Tv
 İlan ve Reklam
 Linkler
 Sohbet
 Videolar
 Haber Arşiv
 Site İletişim

 


 

                                           Yunus Baki KOÇAK                                   ybkocak@hotmail.com    

       İSLAM-İ RUH YAPISI -1

       Ebu Ubeyde, Allah ve Resulullah muhabbetiyle yaşayan, ibadet aşığı, ruh insanı. Her gün camiye, herkesten evvel gider ve herkesten sonra çıkardı. Bir gün, Resulullahın arkasında namazını kıldıktan sonra kalkıp; acele acele giderken, Resulullahın dikkatini çeker; “Ya Ebu Ubeyde nereye böyle acele acele? Hâlbuki sen her zaman herkesten evvel gelip, âlemden de sonra çıkardın.” deyince, Ebu Ubeyde : “Ya Resulallah biliyorsun ben yeni evlendim, fakirim, hanımımla benim, ikimizin şu benim sırtımdaki elbiseden başka elbisemiz yok. Şu anda hanım, evde çıplak oturuyor. Şimdi ben, eve varıp üzerimdeki elbiseyi çıkarıp, hanıma giydireceğim. Hanım namazını kılıp, çıkararak bana giydirecek, ben gelip senin arkanda namaz kılacağım. Sen, benim için dua et. Allah lütfünden ihsanda bulunsun da bizimde hanımımızla beraber birer kat elbisemiz olsun” deyince, Efendimiz, Hz. Âişe’den bir kat elbise getirttirerek, Ebu Ubeyde’ye uzatıp; ister bu elbiseyi hanımına ver, ister bunu kendin giy sırtındakini hanımına ver de o giysin” deyince, Ebu Ubeyde, hemen elbiseyi alıp koşarak eve varır ve kapıdan girerken de; “Müjde ey hanım, müjde ey hanım, müjde ey hanım.. Bak bundan sonra bizimde birer elbisemiz oldu. Bu elbiseyi Resulullah verdi. İster bunu sen giy, ister sırtımdakini sana vereyim onu giy” deyince, Ebu Ubeyde’nin hanımı; “Yazıklar olsun sana ya Ubeyde. Yazıklar olsun sana ya Ubeyde. Bende “müjde ey hanım” deyince, Mekke feth edildi de onun fetih haberini getiriyor zannettim. Demek ki sen halimizi, Allah biliyorken, Resulullaha mı şikâyet ettin? der. Evet, işte bu ruh yapısı İslam’ın bütün dünyada kökleşmesine sebep olmuştur.                 

*********************************

       Sümeyra isminde ensardan Bir sahabe hanımefendisi; kocasını, oğlunu, babasını ve kardeşini Uhud savaşına gönderir. Cihattan dönen gazileri karşılamaya giden bu mübarek, fedakâr hanımefendi, geri dönen gazilere, Resulullahın sağ olup olmadığını sorar. Dört yakınının da şehit olduğunu söyleyen sahabelere “Siz Resulullahtan haber verin” der. Resulullahın hayatta olduğunu gördükten sonra "Anam-babam sana feda olsun, Ya Resûlallah! Sen sağ olduktan sonra, her türlü musibet hiç gelir bana. Şükürler olsun rabbime. Demek ki ben şehit karısı oldum. Demek ki ben şehit anası oldum. Demek ki ben şehit kızı oldum. Demek ki ben şehit kardeşi oldum. Resulullah hayatta olduktan sonra, hepside uğruna feda olsun” demiştir. Değişik Yönleriyle Hazreti peygamber, İbrahim bayraktar; Sonsuz Nur, Fethullah Gülen; Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi.

********************************

       Sahabelerden Hansa Hatun, Kadisiye harbinde 4 oğlunu birden şehit verdi. Hasta yatağında yatarken, 4 oğlunun da şehit olduğu haberini getirenlere: “Şimdi ben şehit anası mı oldum?” Diyor. “Evet, hem de 4 tane şehidin anası oldun” diyenlere “İslâm’ın bir zaferi için dört oğlum da feda olsun!” diyordu. www.webhatti.com

***************************

       Resulullah, Ordu için bir şeyler istediğinde; Hz. Ebu Bekir, bütün servetini götürüp teslim eder. Resulullah “Çoluk çocuğa ne bıraktın” dediğinde, “Allah ve resulünü bıraktım” cevabını verir. Hz. Ebu Bekir, Pilavoğlu            

********************************

       Müminler, Mekke’den, Medine’ye hicret ettiklerinde; Mekke’den gelenlere “muhacir”, Medine’de olanlara ise “ensar” deniliyordu. Mekke’den gelen muhacirler, bütün mallarını mülklerini Mekke’de bırakmışlar, yedikleri karınlarında, giydikleri de sırtlarında. Onun haricinde ise hiçbir şeyleri yoktu. Bu fedakâr mübarek insanlar, din ve iman uğruna bütün dünyalıklarını terk ederek yola çıkmışlardı.

       Medine’deki mübarek insanlar ise, onlardan geri kalmamak için, o mübarek insanlara kucak açıp; evlerini, mallarını, mülklerini, her şeylerini o mübarek insanların hizmetine sunmuşlardı.

       Resulullah’ta o mübarek insanları birbirleriyle kaynaştırmak için her Mekkeli muhaciri, Medineli bir ensarla kardeş yapıyordu. Ensarla, Muhacirler; kardeşçe bir arada yaşıyorlardı. İşte bu kardeşlerden Mekkeli muhacir Abdurrahman Bin Avf, Medineli Ensardan Sad Bin Rebi ile kardeş olmuştu. Bunlar bir arada kardeşçe yaşarken; bir gün Sad Bin Rebi, Abdurrahman Bin Avf’a; “Ey kardeşim Abdurrahman, bak biz kardeşiz, beraber yiyip içiyoruz ama bunların hepside benim. Benim her şeyim var, senin ise bir şeyin yok. Benim bir kardeş olarak buna gönlüm razı değil. Madem biz kardeşiz; öyleyse benim ne kadar malım mülküm varsa, bundan sonra yarısı senin, yarısı da benim. Hatta benim iki tane hanımım var, senin ise hiç yok. Bundan sonra ben hanımımın birini boşayayım, iddet müddeti beklesin; ondan sonrada, sana nikâhlayalım. Bundan sonra, seninde bir hanımın olsun” der.

       Abdurrahman ise “Ey kardeşim Sad, buna da benim gönlüm razı olmaz. Madem sen bana bir iyilik etmek istiyorsun, ben ticaretten biraz anlarım. Öyleyse sen bana biraz borç para ver ve ben o parayla ticaret yapayım” der. Sad’dan aldığı parayla ticaret yapmaya başlar ve kısa zamanda Medine’nin en zenginleri arasına ulaşır.

       Bir gün Resululah, Ordu için para toparladığında, Sad Bin Rebi malının yarısını ayırıp getirerek Resulullah’a teslim eder. İslam Âlimleri Ansiklopedisi; Ashab-ı Kiram, Mahmud Sami.

**************************

       Peygamberimizin amcasının oğlu Abdullah İbni Abbas; sahabelerden ilim öğrenmek için onların kapılarına varır, rüzgârlı fırtınalı havalarda bile saatlerce kapıda beklerdi. Kapıya tıklayarak onları rahatsız etmek istemez ve onların kapıdan çıkmalarını beklerdi. Sahabi çıkınca da ondan öğrenmek istediği hadisi dinlerdi. Hayatüs Sahabe, Kandehlevi   

****************************

       Ebu Hüreyre (En çok hadis rivayet eden sahabi): “Peygamber efendimize: “Ben senden ganimet mallarını değil, Cenab-ı Allah’ın sana bildirdiği şeylerden bana öğretmeni isterim” dedim. Ben yoksul bir kimse idim. Boğaz tokluğuna Peygamber Efendimizin yanından ayrılmıyordum. Açlıktan karnıma taşlar basardım.” Hayatüs Sahabe, Kandehlevi

**************************

       “İbni Asâkir, Amr bin Meymûn’dan: ‘Biz Yemen’de idik. Muaz Bin Cebel Yemen’e gelerek “Allah’ın Peygamberi beni size göndermiştir” dedi. Amr diyor ki: ‘Vefat edinceye kadar ondan (Muaz’dan) ayrılmadım. Ölüm döşeğine girdiği zaman ağladım. ‘Niçin ağlıyorsun?’ dedi. ‘Seninle beraber toprağa gömülecek ilme ağlıyorum’ dedim.” Hayatüs Sahabe, Kandehlevi    

       Bu ruhlar; İslam’ın, Bütün dünyada Kökleşmesine zemin hazırlamıştır!

                                                                                                                                        13 Nisan 2009   

 ybkocak@hotmail.com 

                                                                                            

  DİĞER YAZILARI

 İncil, Tevrat, Zebur (Kutsal Kitap)ta Çelişki Var mı?

İncil Tevrat Zebur (Kutsal Kitap) tan Ayetler

Tevrat Zebur Ve İncil’den Ayetler

İlmin ve Alimin Değeri

İslam Aleminin Geleceği

Niçin Müslüman Oldular?

Ramazan Ayının Fazileti

İslam, Kuran Hz.Muhammad Hakkında Ne Dediler

Bilim Adamlarının Allahın Varlığı hakkındaki Sözleri

Arıların Hatıra Defterinden -3

Arıların Hatıra Defterinden -2

Arıların Hatıra Defterinden -1

Gerçek Namaz

Taklidi Namaz-Gerçek Namaz

Namaz Alışkanlığı Kazanmak

Kurban

Mareşal Tito'nun İtirafı

Darwin

Oruç